Birgün
Birgün
3 saat önce

‘Kendinde butlan’ olarak Faust

Peki Faust, ruhunu satarken, örneğin Mephisto'nun kendisini miting meydanlarında “Biliyorsunuz, Bay Faust heterodokstur!” diyerek yuhalattığını biliyor muydu? 

Faust dünkü çocuk değil ya, elbette biliyordu! Mephisto'nun basitçe 'böyle şeyler yapabilecek biri' değil, varlık nedeni özellikle böyle şeyler yapmak olan biri olduğunu biliyordu elbette... Faust'un sefalet ve düşkünlüğü bu yüzden devasa boyutlarda! 

Faust'un bunu bildiğini biliyoruz. Faust bizim bunu bildiğimizi de biliyor, bu yüzden artık 'reyiz'inin karşısına çıkıp “Mephisto, ben pazarlıktan vazgeçiyorum.” demesi olanaksız. Sonuna kadar gidecek, kendini ve bir türlü bırakamadığı o koltuğu cehenneme sürükleyecek. 

*** 

Bu korkunç gidişatta Faust'un koltukla ilişkisi, Reichenbach'ın Ilsabet'le ilişkisine benziyor. 

Reichenbach ve Ilsabet, bilim-kurgu edebiyatının büyük ustalarından Robert Silverberg'ün zaman yolculuğu konulu bir öyküsünün iki kahramanı, 1914'te Saraybosna'da tanışan iki 'zaman turisti'dir.* 

Veliaht prense düzenlenen ve 1. Savaş'ın bahanesi olarak kullanılacak suikasti izlemeye giden Reichenbach ve Ilsabet, tanışıp birbirlerine aşık olarak başka zamanlarda dolaşmaya başlarlar: Nero'nun Roma'yı yaktığı güne, Shakespeare'la kadeh tokuşturmak için 1604 Londrasına, Sokrates'in yargılandığı mahkemeye, Macellan ve Kolomb'un limandan uğurlandıkları tarihlere, Konstantinopolis kuşatmasına ve daha pek çok tarihsel olaya yerinde ve anında tanıklık ederler. Bazen de, farklı zevklere sahip oldukları için birkaç gün birbirlerinden ayrılarak yalnız yolculuk yaparlar. 

Reichenbach, bu yalnız yolculuklardan birinde kadının başka bir yolcuyla tanıştığını anlar; büyük bir kıskançlık içinde, Ilsabet'i bu yolcuya kaptırma korkusuyla, haince planlar yapmaya başlar. Stavanger adlı bu adamla Ilsabet'in, 1794'te Paris'te, Robespierre'in idamı sırasında tanıştığını öğrenir. Bu tanışmadan bir gün önce, devrimcilere Stavanger'ın bir aristokrat olduğunu söylemeye, giyotin sayesinde rakibinden kurtulmaya karar verir. Ama bu korkunç suçu işlerken güvenebileceği birilerinin yardımına muhtaçtır. Kime güvenebilir ki, kendinden başka kime?! 

Böylece Reichenbach, Stavanger'ı ortadan kaldırmaya yönelik bir 'mutlak butlan' seferi düzenler: Önce Saraybosna'ya, Ilsabet'le tanışmasından bir saat önceki kendisiyle konuşmaya gider. Birazdan çok güzel bir kadınla tanışıp ona aşık olacağını, ama sonra onu başka birine kaptıracağını ve büyük aşk acıları çekeceğini, eğer bu ıstırabı yaşamak istemiyorsa kendisiyle (yani 'kendisi'yle) işbirliği yapması gerektiğini söyler. Buna göre, 27 Temmuz 1794'te Paris'te belli bir noktada buluşacaklar, İkinci Reichenbach (kısaca 'R' diyelim) gidip devrim güçlerine ihbarda bulunurken, Birinci R de Stavanger'ı kaldığı otel odasından sokağa çıkmaya ikna edecek, kararlaştırdıkları yerde adamın devrimciler tarafından yakalanıp mahzene atılmasını sağlayacaklardır. 

Her şey çok güzel gider: Birinci R, Stavanger'a bir zaman turisti olduğunu, Ilsabet adlı bir kadınla yolculuk ettiğini, kendisini de aralarında görmek istediklerini söyler. Stavanger teklifi kabul edip R ile aşağıya iner. Biraz ileride İkinci R yanında birkaç kişiyle beklemektedir. 

“İşte bu! Bu adam, özgürlük karşıtı suçlar işlemiş bir kraliyet mensubudur!” Devrimciler Stavanger'ı kıskıvrak yakalarken, Birinci R de adamın zaman makinesini parçalar. Sonra İkinci R bu sefer Birinci'yi göstererek “Ve bu!” der, “Bu da bir başka aristokrat, cumhuriyet ve halk düşmanı!” 

Birinci de yakalanır, bu sefer İkinci onun makinesini kırar. R şaşkın ve çaresiz götürülürken, İkinci R, arzusundan yanıp tutuştuğu, hiç kimseyle paylaşamayacağı, hiç kimsenin ona kendisinden daha layık olmadığına inandığı Ilsabet'le Roma'da buluşup Nero'nun alevli müziğini dinlemek üzere yola çıkar. 

Reichenbach -hem birincisi hem de ikincisi- Ilsabet'e sonsuza dek 'sahip' olma arzusu, kıskançlığı, hırsı, kötülüğü yüzünden zaman yolculuğunun temel kurallarından birini çiğnemiş,  'mutlak butlan' uğruna kendisiyle karşılaşmış, tarihe müdahalede bulunmuştur. Şimdi İkinci R rakipsiz biçimde Ilsabet'in 'sahibi' olduğunu düşünse bile, bu eylemleriyle tarihsel akışta mutlaka başka buhran ve butlanlara neden olacağının ayırdında değildir. 

***

Bu 'Faustyen pazarlık' öyküsünde çok önemli bir değişiklik var: Artık Mephisto'ya gerek duyulmayan, yeterince hırs ve düşüncesizlikle hareket edildiğinde Faust'un aynı zamanda kendisinin şeytanı olmayı başardığı bir olay örgüsü bu. 

Ve bu haliyle daha ürkütücü, çünkü burada artık 'Bay Faust'tan 'Faust Bey'e geçişin de önemi kalmıyor. Faust, bir tür 'kendinde butlan' olarak tarihe müdahale ediyor. 

Haberin tamamını Birgün üzerinde oku