İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) yayımladığı İstanbul Barometresi’nin mayıs sayısı, çalışma hayatına ilişkin dikkat çekici veriler ortaya koydu.
“Çalışma Hayatında Sınırlar, Esneklik ve ‘İyi İş’ Algısı” başlıklı araştırmaya göre, İstanbul’da çalışan nüfusun önemli bir bölümü yoğun iş stresi yaşarken, esnek çalışma modeli konusunda çalışanların beklenti ve kaygıları da öne çıktı.
📢 İPA İstanbul Barometresi Mayıs 2026 sayısı yayımlandı!
— İstanbul Planlama Ajansı (@ipaistanbul) June 15, 2026
🔍 İstanbul’un ekonomik, toplumsal ve sektörel göstergelerini düzenli olarak izleyen aylık veri bülteni İstanbul Barometresi, kentin nabzını tutmaya devam etti. Her ay farklı bir konunun ele alındığı tematik dosyada da bu… pic.twitter.com/fc9E44cPwu
Araştırma, İstanbul’daki işgücünün büyük bölümünün fiziksel emek gerektiren sektörlerde çalıştığını gösterdi. Katılımcıların yüzde 49,6’sı fiziksel emek ağırlıklı işlerde, yüzde 30,7’si masa başı/zihinsel işlerde, yüzde 19,7’si ise hem fiziksel hem zihinsel beceri gerektiren karma işlerde çalıştığını belirtti.
Esnek çalışma: Özgürlük mü, belirsizlik mi?
Çalışmada “esnek çalışma” kavramına ilişkin çalışanların bakışı da incelendi. Katılımcıların yüzde 48,7’si esnek çalışmayı “özgürlük ve iş-özel hayat dengesi” sağlayan olumlu bir uygulama olarak değerlendirirken, yüzde 35,2’si bu modeli “belirsizlik ve plansızlık” ile ilişkilendirdi. Katılımcıların yüzde 16,1’i ise esnek çalışmanın “sürekli ulaşılabilir olma baskısı ve bitmeyen işler” anlamına geldiğini ifade etti.
Çalışma biçimleri incelendiğinde ise çalışanların büyük çoğunluğunun hâlâ tamamen işyerinde çalıştığı görüldü. Katılımcıların yüzde 74,1’i tüm gün ofis ya da işyerinde bulunduğunu belirtirken, uzaktan veya hibrit çalışma modellerinin oranı yüzde 25,9’da kaldı.
Çalışanların yüzde 40’ı yoğun stres yaşıyor
Araştırmanın en dikkat çeken sonuçlarından biri çalışanların stres düzeyi oldu. Katılımcıların yüzde 40,5’i iş kaynaklı yoğun stres yaşadığını belirtirken, yüzde 38,5’i stres yaşamadığını söyledi. Yüzde 21’lik kesim ise bu konuda net bir görüş belirtmedi.
İş kaynaklı tükenmişlik hissi de araştırmanın önemli başlıklarından biri oldu. Katılımcıların yüzde 35,2’si kendisini tükenmiş hissettiğini ifade ederken, yüzde 46,4’ü böyle bir durum yaşamadığını belirtti.
Daha az çalışma saati mi, daha fazla kariyer fırsatı mı?
Araştırmada çalışanlara, “Aynı maaşı alacak olsanız, çalışma saati daha kısa ancak kariyer imkanı daha az olan bir işi tercih eder miydiniz?” sorusu da yöneltildi.
Katılımcıların yüzde 44,5’i daha kısa çalışma süresi için kariyer fırsatlarından vazgeçebileceğini söylerken, yüzde 45’i böyle bir tercihte bulunmayacağını söyledi. Kararsızların oranı ise yüzde 10,6 oldu.
Bu tercihte kadınların oranı erkeklere göre daha yüksek çıktı. Kadınların yüzde 48,1’i daha kısa çalışma saatlerini tercih edebileceğini belirtirken, erkeklerde bu oran yüzde 42,6 olarak ölçüldü.
Araştırma sonuçları, İstanbul’da çalışma hayatında esneklik beklentisinin arttığını ancak yoğun tempo, stres ve iş-özel hayat dengesi konularının çalışanlar için önemli sorun alanları olmaya devam ettiğini ortaya koydu.
(EMK)