İlayda SORKU
Rize’nin Pazar ilçesinde Balıkçı Köyü halkı, Karadeniz kıyılarının kafes balıkçılığı şirketlerine açılmasına karşı limanda nöbete başladı.
AKP’nin eski Fındıklı İlçe Başkanı Hasan Kuzuoğlu’nun sahibi olduğu Kuzuoğlu Grup ile Günvak Gıda ortaklığında planlanan projeler kapsamında şirket ekipleri Zelek Limanı açıklarında denize çapa atmak için bölgeye geldi.
Limana vinç ve çapa yüklü TIR getirilmesinin ardından köylüler ile şirket çalışanları karşı karşıya geldi. Yurttaşlar denize çapa bırakılmasına izin vermedi. Limanda bekleyiş sürüyor.
Bölge halkı, projelerin yalnızca denizi değil geçim kaynaklarını da şirketlere devrettiğini söyledi. Balıkçılar, kafeslerin kurulması halinde kıyı balıkçılığının biteceğini, avlanma alanlarının yok olacağını ve denizin kirletileceğini belirtti.
200 BİN METREKARE ŞİRKETE
Balıkçı Köyü ve Merdivenli açıklarında planlanan üç ayrı proje kapsamında toplam yıllık 12 bin ton kapasiteli Türk Somonu üretimi hedeflendi. Projeler kapsamında yaklaşık 200 bin metrekarelik deniz alanının polietilen kafeslerle kapatılması planlandı.
Daha önce Balıkçı Köyü Su Ürünleri Kooperatifi tarafından sunulan itiraz dilekçesinde, bölgedeki avlanma alanlarının ortadan kalkacağı vurgulandı. Halkın bilgilendirilmesi toplantısında da balıkçıların kendilerine avlanacak alan kalmayacağı yönündeki itirazları resmi kayıtlara geçti. Ancak tüm itirazlara rağmen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı üç proje için de çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı verdi.
UÇUŞ GÜVENLİĞİNE TEHDİT
Projeler yalnızca bölge halkı tarafından değil, bilim insanları ve havacılık yetkilileri tarafından da riskli bulundu. Tesislerin Rize-Artvin Havalimanı’na yakınlığı nedeniyle balık çiftliklerinin martı ve benzeri kuşları bölgeye çekeceği, bunun da uçuş güvenliğini tehlikeye atacağı belirtildi.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa tarafından hazırlanan bilimsel raporda da, önceki ÇED süreçlerinde kuş uzmanı bulunmadığına dikkat çekildi. Raporda, kuş kovucu sistemlerin deniz koşullarında etkisinin sınırlı olduğu ifade edildi ve uçuş güvenliği açısından tesislerin havalimanından en az 13 kilometre uzaklıkta olması gerektiği belirtildi. Buna rağmen tesisler havalimanına yaklaşık 3 kilometre mesafede planlandı.
SÜRÜLDÜĞÜ İDDİA EDİLDİ
BirGün’ün ulaştığı Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Rize-Artvin Havalimanı Müdürlüğü’nün resmî yazısında da projeye izin verilmemesi istendi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne gönderilen yazıda, yemleme dönemlerinde oluşacak kuş yoğunluğunun kuş çarpması riskini artıracağı ve uçuş emniyetini tehlikeye atacağı belirtildi. Yazıda, “kurulması planlanan bu balıkçı kafeslerine gerekli izinlerin verilmemesi” gerektiği ifade edildi. Ancak havalimanı yönetiminin olumsuz görüşü ÇED dosyasında kendine yer bulamadı.
Resmî yazıda imzası bulunan DHMİ Rize-Artvin Havalimanı Müdürü Fikret Akbulut’un daha sonra Gaziantep Havalimanı Başmüdürlüğü’ne atanması dikkat çekti. Bölge halkı, Akbulut’un projeye karşı görüş verdiği için Antep’e sürüldüğünü iddia etti.
“KADINLAR OLARAK LİMANDAYIZ, NÖBETTEYİZ”
Daha önce kamudan aldığı 4,5 milyon dolarlık hibeyle gündeme gelen Kuzuoğlu Grup’un projelerine karşı köylülerin nöbeti sürüyor. Bölge halkı, Karadeniz kıyılarının şirketlere tahsis edilmesine karşı mücadeleyi büyüteceklerini söyledi.
Nöbetteki yurttaşlardan Songül Yurtseven, BirGün’e yaptığı açıklamada “Benim 4 çocuğum var. Her sene yüzme mevsimini iple çekerler. Tesislerle birlikte kıyılarımız pislenecek, denize erişimimiz engellenecek. Ayrıca biz balıkçıyız. Senelerdir geçim kaynağımız balıkçılık. Kafesler kurulduğu zaman yaptıkları yemlemeyle denizlerimiz kirlenecek, balıklar ölecek. Ne balık tutabileceğiz ne de yüzebileceğiz. Proje her yönden köylüye zarar” dedi.
Şu anda yalnızca bir kafes kurulduğunu aktaran Yurtseven, “15 günlüğüne kurduklarını söylediler. Şimdilik o 15 günün dolmasını bekliyoruz. Kadınlar olarak limandayız, nöbetteyiz. Şirketin gemileri kafesteki balıkları yemlemek için limanımıza girmek istedi. Geçit vermedik, püskürttük. Resmen köylü burada yemiyor, içmiyor; gece gündüz denizi için nöbet tutuyor. Denizimizi vermeyeceğiz” diye konuştu.
DENİZE DE BALIKÇIYA DA TEHDİT
Ülkede kıyı balıkçılığı her geçen yıl kan kaybederken denizler büyük balıkçılık şirketlerine tahsis ediliyor. Özellikle Akdeniz ve Ege’de yoğunlaşan kafes balıkçılığı projeleri son yıllarda Karadeniz kıyılarında da hızla yayılıyor. Kıyılara kurulan dev kafesler yalnızca deniz ekosistemini değil, binlerce küçük ölçekli balıkçının geçim kaynağını da tehdit ediyor. 1980’lerde Türkiye’de yıllık deniz avcılığı 700 bin ton seviyelerindeyken bugün bu miktar yaklaşık 270 bin tona kadar düştü. Aynı dönemde endüstriyel kafes balıkçılığı ise hızla büyüdü. Denizlerde kafes sistemleriyle yapılan yetiştiricilik üretimi 350 bin tonu aşarak avcılık miktarını geride bıraktı. Uzmanlar, kıyılarda yoğunlaşan kafeslerin deniz tabanında kirlilik yarattığını, balıkların doğal yaşam alanlarını tahrip ettiğini ve kıyı balıkçılığını tasfiye ettiğini belirtirken Karadeniz’de de şirketlerin kıyı işgali hızlandı. Orta ve Doğu Karadeniz boyunca onlarca kafes balıkçılığı projesi hayata geçirildi. Sinop’ta 22, Samsun’da 14, Ordu’da 10, Giresun’da 15, Trabzon’da 10, Rize’de 6 ve Artvin’de 11 proje için ya izin verildi ya da süreç başlatıldı. Bölge halkı, kıyıların “parsel parsel şirketlere açıldığını” belirterek birçok bölgede projelere karşı nöbet ve hukuki mücadele yürütürken onlarca proje de onay sırasında.