Birgün
Birgün
2 saat önce

Sağlık değil kâr düzeni

Birinci basamak sağlık kurumlarında görev yapan aile hekimleri, son dönemde yürürlüğe konulan düzenlemelerin sağlık hizmetlerini ticarileştirdiğini belirterek Sağlık Bakanlığı'na tepki gösterdi.

Sağlık bilgi yönetim sistemi yazılımının dayatılması, performansa dayalı ödeme sistemi ve bazı raporların ücretli hale getirilmesi başta olmak üzere çok sayıda uygulamanın aile hekimliğini paralı hale getirdiğini söyleyen hekimler, taşeronlaşmanın hız kazandığını ve iktidara yakın çevreler için yeni rant alanları yaratıldığını vurguladı. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin kamusal niteliğinin korunması gerektiğini vurgulayan hekimler, "Alınıp satılan bizim emeğimiz, bizim sağlığımız. Halkın sağlık hakkı ve emeğimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu (AHEK) "Daha doymadınız mı? Aile hekimliğinde paralı dönem ve rant paylaşımı başladı. İzin vermeyeceğiz" diyerek çevrimiçi bir toplantı düzenledi. Toplantıda konuşan TTB Merkez Konseyi İkinci Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, sürekli çıkarılan yönetmeliklerle birinci basamak sağlık hizmetlerinin ranta açıldığını ve ticarileştirildiğini söyledi. Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Saip, aile sağlığı merkezlerinin kamusal yapılarda hizmet vermesi, sağlık emekçilerinin taşeronlaştırılmaması gerektiğini dile getirdi. Saip, sağlık raporlarına ilişkin düzenlemelerle aile hekimlerinin sekreter konumuna indirgendigini kaydederek "Birinci basamak sağlık hizmetleri paralı hale getiriliyor. Raporlarla başlayan ücretlendirme farklı uygulamalarla daha da yaygınlaştırılacak" dedi. Silah ruhsatı raporlarının aile hekimliklerinden verilmesinin ciddi sorunlar yarattığını vurgulayan Saip, bireysel silahlanmanın son bulması gerektiğini söyledi. 

YENİ RANT ALANI

TTB Aile Hekimleri Kolu Başkanı Dr. Sibel Uyanık ise 9 Nisan 2026'da yapılan yönetmelik değişikliğiyle Sağlık Bakanlığı'na ait Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi'nin kullanımının zorunlu hale getirildiğini anımsatarak, bakanlığın yöneticilerinin kurduğu bir yazılım şirketi üzerinden aile hekimlerinin belirli bir sistemi kullanmaya zorlandığını söyledi. Bunun yeni bir rant mekanizması yarattığını belirten Uyanık "Sağlık Bakanlığı yöneticilerinin bir yazılım şirketi kurarak tüm aile hekimlerini bu yazılımı almaya ve kullanmaya mecbur bırakmasını, bu şirket üzerinden birilerine yüksek rant sağlamla çabalarını kabul etmiyoruz" dedi. Aile sağlığı merkezlerinde temizlik, sekreterlik ve sağlık hizmetlerinde çalışan yaklaşık 20 bin emekçinin kamu çalışanı statüsüne alınması gerektiğini belirten Uyanık, “Şirketler üzerinden yeni bir taşeronlaşma düzeni kurulmak isteniyor. Buna karşı durmak için buradayız" diye konuştu. 19 Mayıs 2026’da yayımlanan Sağlık Raporları Yönetmeliği’nin meslek örgütleriyle görüşülmeden hazırlandığını anımsatan Uyanık, bazı raporlardan ücret alınmasının birinci basamak sağlık hizmetlerini paralı hale getirdiğini ifade etti. Son 18 ayda çıkarılan yönetmeliklerin ne yurttaşların daha iyi sağlık hizmeti almasını sağladığını ne de sağlık emekçilerinin çalışma koşullarını iyileştirdiğini söyleyen Uyanık, “Yaşanan tek şey taşeronlaşma, açılan rant kapıları ve artan sağlık harcamaları oldu. Aile hekimliği çalışanları uygunsuz binalarda, güvencesiz koşullarda ve düşük ücretlerle çalıştırılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın derdinin emeğimiz ya da sağlığımız olmadığını görüyoruz. Sağlık hakkını savunmaktan, rant düzenine karşı çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu. 

İstanbul’da kızamık salgını var

TTB AHEK Yönetim Kurulu üyesi Dr. Emrah Kırımlı ise İstanbul’da yoğun bir kızamık salgınıyla karşı karşıya olunduğunu söyledi. Aşı yaptırmayanların sayısındaki artışın ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Kırımlı, boğmaca, difteri ve menenjit vakalarına ilişkin bildirimlerin de arttığını anlattı. Sağlık Bakanlığı’nın hızla önlem alması gerektiğini vurgulayan Kırımlı, "Koruyucu sağlık hizmetleri güçlendirilmeli ve yurttaşların sağlık hizmetlerine ücretsiz erişimi sağlanmalı" dedi. 

'Gelin bir saat konteyner ASM'de çalışın'

Deprem bölgesinde görev yapan TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Ali Kanatlı ise şunları kaydetti: "Bakanlık bürokratları oturdukları yerden mevzuatlar, yönetmelikler çıkararak sıkıntılarımıza sıkıntı eklemeye devam ediyor. Şun söylüyoruz, 21 metrekarelik konteyner ASM'lerde gelin bir gün, bir saat konteyner hekimlik yapın. Bu kadarlık bir alanda aşıyla mı uğraşırsınız, kan mı alırsınız, kronik hastalık takibi mi yaparsınız? Dün yağmur yağdı konteyner ASM'yi su bastı. Her yağmurda bu tedirginlik yaşanıyor. Elektrik halen düzensiz. 8-10 saat kesinti yaşanıyor. Konteynerlerin içi bir saatte 50 derece sıcaklığa ulaşıyor, kışın da 1 saat elektrik kesintisinde içerisi buz gibi oluyor. Hastaların halen bekleme alanları yok, dışarıda bekliyorlar. 450 bin tane konut yaptık diye övünüyorlar ama 3,5 yıl içinde 100 ASM yapılamaz mıydı? Haziran ayında yeni bir sorunla karşı karşıyayız. Konteynerleri boşaltın diyorlar. ASM'lerde çalışan hekimler nereye gidecek? 3,5 yılda bu sorunu çözemeyen beceriksiz bürokratlar bize yeni yeni yönetmelikler dayatıyorlar. Deprem bölgesini görün, o şekilde yönetmelikler çıkarın."

Kadın sağlığı da yok sayılıyor

TTB Merkez Konsey Üyesi Dr. Ayşegül Ateş, sağlık hizmetlerinde sürekliliğin esas olduğunu belirterek "Aynı zamanda eşit ve erişilebilir olması gerekir. Ama kadın sağlığına baktığımızda üreme sağlığı hizmetlerinın ne yazık ki artık ASM'lerde bir sürekliliği artık yok. Ücretsiz verdiğimiz kondom, hap, prezervatif verilememekte" diyerek kadın sağlığı konusunda yaşanan sorunlara da dikkat çekti.

Haberin tamamını Birgün üzerinde oku