Birgün
Birgün
4 saat önce

Bu paket nefretin taçlandırılması olur

Ezgi SARI 

AKP iktidarının daha önce kamuoyundan gelen tepkiler üzerine 10. ve 11. Yargı Paketleri’nden çıkarmak zorunda kaldığı LGBTİ+ karşıtı düzenlemeler, bu kez 12. Yargı Paketi ile yeniden Meclis gündemine taşınıyor. Kaos GL’nin ulaştığı bilgilere göre, yaklaşık 25 maddeden oluşması beklenen pakette LGBTİ+’ların kamusal görünürlüğünü, örgütlenme ve ifade özgürlüğünü, transların cinsiyet uyum süreçlerini hedef alan düzenlemeler yer alıyor.

12’inci Yargı Paketi’nin bu hafta Meclis’e sunulması bekleniyor. LGBTİ+ örgütleri ve hak savunucuları, söz konusu düzenlemelerin ayrımcılığı derinleştireceği ve mevcut hak ihlallerini yasal güvence altına alacağı uyarısında bulunurken, LGBT+ dernekleri “Nefret söylemlerinin tırmandırıldığı bu dönemde, bu paket nefretin taçlandırılması olur” dedi.  

HAPİS CEZASI

Yargı paketinde en kapsamlı değişikliklerden biri transların cinsiyet uyum sürecine ilişkin. Buna göre cinsiyet uyum süreci için başvuru ve ameliyat koşullarının yeniden belirlenmesi, yaş sınırının 18’den 25’e çıkarılması ve mevcut "evli olmama" şartına "çocuk sahibi olmama" şartının eklenmesi planlanıyor. Süreçte verilecek sağlık kurulu raporlarının yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen tam teşekküllü eğitim ve araştırma hastanelerinden alınabilmesi, rapor için de en az üçer ay arayla dört ayrı değerlendirmenin yapılması öngörülüyor. Bilgi notunda ayrıca raporlarda kişinin “üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun” olup olmadığının değerlendirilmesinin zorunlu kılınacağı belirtiliyor. Yargı paketinde “kanuna aykırı cinsiyet değişikliği”nin Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak düzenlenmesi de planlanan maddeler arasında. Buna göre belirlenen koşullara aykırı biçimde tıbbi müdahalede bulunan hekimler hakkında 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası, bu müdahaleyi yaptıran kişiler hakkında ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. 

Paketin bir diğer başlığı ise LGBTİ+ varoluşunu, görünürlüğünü ve savunuculuğunu cezai yaptırım alanına çekiyor. Edinilen bilgi notuna göre “hayasızca hareketler” suçunun cezasının 6 aydan 1 yıla kadar hapis yerine 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olarak artırılması öngörülüyor. Yeni düzenlemeyle, “cinsiyetsizleştirme akımlarıyla daha etkin mücadele edilmesi amacıyla genel ahlaka aykırı olacak şekilde doğuştan gelen biyolojik cinsiyete aykırı tutum ve davranışta alenen bulunmak ya da bulunmayı alenen teşvik etmek, bu davranışları övmek veya özendirmek” suç olarak tanımlanacak. Yasa, LGBTİ+’ların sadece var olduklarını söylemesini bile 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ile cezalandırmayı planlıyor. 

Kaos GL ve 17 Mayıs Derneği, gibi birçok LGBTİ+ örgüt, “Onurumuzu paketletmeyiz, onurumuzla burdayız, onurumuzla yaşamak istiyoruz!” diyerek ortak bir açıklama yayınlamıştı. İmzacı Kurumlardan 17 Mayıs Derneği Başkanı olan Defne Güzel BirGün’e yaptığı açıklamada, 12. Yargı Paketi’nin bir hukuk reformu değil, LGBTİ+’ları kamusal alandan silmeye dönük bir düzenleme olduğunu söyledi.

Pakette yer alan muğlak ifadelerin LGBTİ+’ları kriminalize etmeyi hedeflediğini belirten Güzel, sokakta yürümekten kendini ifade etmeye, dernek çatısı altında hak savunuculuğu yapmaktan trans cinsiyet uyum süreçlerine kadar birçok alanın suç kapsamına alınabileceğine dikkat çekti.

Güzel, “Nefret söylemlerinin tırmandırıldığı bu dönemde, bu paket nefretin taçlandırılması olur. Bu pakete karşı durmak, sadece LGBTİ+ haklarını değil, hukuk devletini, özgürlüğü ve eşitliği savunmaktır” dedi. 

HAK İHLALLERİ ARTACAK

SPoD Derneği Topluluk ve Güçlendirme Program Koordinatörü Oğulcan Yediveren ise pakette LGBTİ+’lara yönelik yapılması öngörülen düzenlemelerin, hâlihazırda uygulamada görülen yasaklama ve baskı pratiklerini yasal zemine taşıma riski barındırdığını söyledi.

Oğulcan Yediveren - SPoD Derneği Topluluk ve Güçlendirme Program Koordinatörü  

Düzenlemelerin hayata geçmesi halinde mevcut hak ihlallerinin çok daha geniş bir boyuta ulaşacağını belirten Yediveren, şunları söyledi:

"Bu yasa değişikliği; sanat ve basında LGBTİ+’ların sansürlenmesi ve görünmezleştirilmesi, LGBTİ+ derneklerinin veya bu konuda çalışan başka derneklerin yargısal tacize maruz kalması ve hatta kapatılması, LGBTİ+’ların kamu hizmetlerine ve devletin yasal korumasına erişememesi sebebiyle daha fazla şiddet ve nefret saldırısına açık hale gelmesi gibi geniş çaplı sonuçlar doğuracaktır. Transların cinsiyet uyum süreci hizmetlerine erişememesi ise başta sağlık hakkı olmak üzere çok katmanlı hak ihlallerini beraberinde getirecektir. Hatta bu düzenlemeler, kişilerin yalnızca LGBTİ+ oldukları için hapsedilmesine kadar varabilecek ağır sonuçlar yaratabilir. Kendisini insan onuruna yaraşır bir yaşamı savunan yurttaş olarak gören herkesin acilen bu yasa tasarısına karşı ses çıkarması ve devletin yurttaşların yaşamına, bedenine ve ilişkilerine müdahale etme haddini aşmasına karşı durması gerekir. Aksi takdirde zaten Türkiye’de esamesi okunmayan demokrasinin tabutuna son çivi bu yasa tasarısıyla çakılmış olacak.” 

*** 

HEDEF ALAN SÖYLEMLER YENİ DEĞİL

Yargı Paketi etrafında yürüyen tartışmalar, iktidarın son yıllarda LGBTİ+’lara yönelik kurduğu nefret dilinin yeni bir aşaması olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025’in “Aile Yılı” ilan edildiği süreçte LGBTİ+’ları aile kurumuna yönelik tehdit gibi gösteren ifadeler kullanmış; 2023 seçim sürecinde de “Evlatlarımızı LGBT gibi sapkınlıklardan korumak bizim için esastır” sözleriyle LGBTİ+ karşıtlığını seçim kampanyasının başlıklarından biri haline getirmişti. Son yıllarda AKP iktidarının söylemlerinde sıkça yer bulan “sapkın akımlar”, “LGBT propagandası” ve “aile yapısını bozan unsurlar” gibi ifadeler de LGBTİ+’ları uzun süredir kamusal ve siyasal tartışmaların hedefi haline getiriyor. 

Haberin tamamını Birgün üzerinde oku