Birgün
Birgün
3 saat önce

Burjuva demokrasisi çöküyor, dünyayı haydutlar yönetiyor

Ali Öztürk/Stockholm - Gazeteci 

Türkiye son 10 yıldır ciddi bir rejim krizinden geçiyor ve hukuk tanımayan, yargıyı siyasallaştıran ve AKP’nin bir yan kuruluşu haline getiren ve kolluk güçleri marifeti ile sokağa çıkan insanlara saldırma üzerine kurulu bir düzen inşasına devam ediliyor. Her defasında iflas eden ekonomik ‘programlar’ yalan ve propaganda üzerine kurulu bir ‘anlatı’ ile algı oluşturma çalışması AKP siyasetinin bel kemiğini oluşturuyor. Halka “Aslında her şey çok doğru gidiyor ama sen bunu anlayamıyorsun” deniliyor. 

Bir yanda parçalı olması nedeniyle asıl potansiyelini ortaya çıkaramayan muhalefet ve gidişattan memnun olmayan geniş kitleler asgari ücretle çalışanlar, emekliler diğer tarafta AKP’nin basın, kolluk güçleri ve yargısı duruyor. Halk muhalefeti ve devlet gücü arasında suni bir denge varmış ya da devlet daha güçlü imiş algısının halkın zihnine yerleştirilmesi için topyekûn bir saldırı sürekli hala getiriliyor. Halk kitlelerinin umutsuzluk içinde olması bir çıkış yolu bulamaması bu enerjinin yapıcı bir politik güce dönüşmesini engelliyor. Evet, yönetenler artık yönetemiyor ama toplumsal/kitlesel muhalefet de bütünlüklü, inandırıcı bir politik program ve örgütlü bir yapı haline gelemiyor.  

İşte bu cendereye sıkıştırılan Türkiye, Büyük Ortadoğu projesinin bir devamı olarak ABD’nin yeni dönem düzenlemeleri için de bir garanti olarak gördüğü Erdoğan ve tek adam yönetimini övüyor destek veriyor. Çünkü ABD çöken bu rejimin sorumlusu olan AKP’nin elinin ne kadar zorda olduğunu görüyor ve bu durumu avantaja çeviriyor. Trump ve Erdoğan ikilisi pragmatik ve ilkelerden yoksun yağma, yalan ve talan üzerine kurulu olan bu politik süreçteki madalyonun iki yüzü olarak karşımıza çıkıyor bu süreçte. 

DEMOKRASİNİN İFLASI

Avrupa Birliği artık her anlamda unutulmaya yüz tutmuş ve ‘bütün eski ideallerinden vazgeçmiş bir şekilde’ faşist hareket ve partilerin yükselişte olduğu bir yer haline geldi. Burjuvazinin artık hiçbir coğrafyada gelecek tahayyülü kalmadığı gibi kurumsal yapılarının da çöktüğü, parlamento temsili demokrasi ve seçimler üzerine kurulu burjuva demokrasisinin iflas ettiği bir süreçten geçiyor. Avrupa Birliği pragmatik tutumu ve büyük oranda göçmenlerin Avrupa’ya ulaşmasını engelleyen AKP’yi kendisi için ‘ en olumlu iktidar’ olarak gördüğünü kolaylıkla söyleyebiliriz. 

BİR HACI YATMAZ ÖRNEĞİ

AKP uzun yıllardan beri aslında objektif şartların tümü ile oluşmasına rağmen bir türlü geriletemedi. Bunun nedenleri aslında başlı başına bir tartışma konusu ancak bu yazının ana konusu olmadığı için bunu bir kenara bırakarak şunları hatırlatalım; Devletin tüm olanaklarını kullanmasına rağmen eşit şartlardaki yarışı her defasında kaybedecek olan AKP her defasında anayasayı çiğneyerek devlet kurumlarını anayasaya aykırı olarak kullanması nedeniyle muhalefetin süreci durdurması ya da hesap sorması mümkün olmuyor. Tayyip Erdoğan’ın diplomasından başlayan ardından Rezza Zarraf ve AKP’li bakanlara ulaşan rüşvetin ayan beyan ortaya çıkmasına rağmen, Tayyip Erdoğan ve oğlunun arasında geçen konuşmalar ve ‘17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonundan, seçimlerde hiçbir hukuki temeli olmamasına rağmen üç zarftan birini iptal eden, 3 milyon mühürsüz zarfı geçerli sayan RTÜK ve TMSF ile televizyon kanallarına çöken ve tüm bu olanlara rağmen hesap vermekten kurtulabilen bir Tayyip Erdoğan’dan bahsediyoruz. Bu veriler ışığında CHP ye mutlak butlan atanması bu kanun tanımazlığın bir devamıdır. Sürece yargı/mahkeme üzerinden müdahale eden AKP buna yasal bir kılıf uydurarak önce CHP’yi sonra da tüm muhalefeti paralize etmeye çakışmaktadır. CHP’nin mahkeme üzerinden gerçekleştirilen bu darbeye karşı deyim yerinde ise eli ve kolu tümü ile bağlanmış ve yapılan hukuksuzluğu şikâyet edecek bir merci bile bulamamıştır. Mahkemenin yetkisi dışında yasa ve anayasaya tezat bir şekilde karar vermesi sorunsuz olarak kabul edilmiş ve YSK CHP’nin bu konudaki şikâyetini biz bu ‘kararın’ itiraz mercii değiliz diye reddetmiştir. 

AKP’nin bu süreçte öngöremediği tek şey muhalefetin hemen hepsinin ve toplumun büyük bir bölümünün yaşanılan sürecin bir yargı darbesi olduğunu görmesi ve Özgür Özel ve ekibine haksızlık yapıldığı fikrinin yaygın şekilde kabul edilmesidir. Yani AKP suçüstü durumunda yakalanmıştır ve bunu geniş kitlelerden gizleyememiştir. 

BAY KEMAL NEREYE KOŞUYOR

SSK Genel Müdürlüğü’nden emekli olduktan sonra, hazırladığı yolsuzluk raporlarıyla dikkat çeken Kılıçdaroğlu, bizzat Deniz Baykal’ın daveti üzerine CHP’ye katılmış ve 2002 yılında milletvekili seçilmiştir. 2010 yılında yaşanan kaset kumpası sonrası Deniz Baykal genel başkanlıktan istifa etmiştir. Bu istifanın ardından partinin ikinci adamı konumundaki Önder Sav ve parti teşkilatının desteğiyle, Kemal Kılıçdaroğlu 33. Olağan Kurultay’da CHP’nin yeni genel başkanı seçilmiştir. 

Kemal Kılıçdaroğlu bunu kendisi göremese bile aslında çok şanslı bir siyasetçi. 13 yıl boyunca hep kaybeden olmasına rağmen kimse yüksek perdeden ona karşı gelmeye cesaret edemedi ve 22 Mayıs 2010 tarihinde yapılan 33. Olağan Kurultay’da göreve gelen Kılıçdaroğlu, 4-5 Kasım 2023 tarihlerindeki 38. Kurultay’a kadar bu görevi kesintisiz olarak sürdürdü.  

Yaşanan bütün yenilgilere rağmen ve üzerine tuz biber olarak Ekmeleddin İhsanoğlu gibi birini CHP ve MHP’nin ortak cumhurbaşkanı adayı yapıp buna tepki duyan CHP kitlesine ‘kuzu kuzu gidip oy vereceksiniz’ demesine rağmen Kılıçdaroğlu ve ekibi görevlerinde kalmayı başarmıştı. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı için oluşturulan altılı masa süreci ve herkese mavi boncuk dağıtılmasına rağmen yenilmekten kurtulamamış olan Kılıçdaroğlu bunu bile genel başkanlıktan ayrılmak için yeterli bir gerekçe olarak görmemiştir. Her şey bir yana Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’a parti kurullarından da gizleyerek İçişleri Bakanlığı ve MİT’in olası bir seçim galibiyetinde bu partiye verilmesi için söz vermiş olması bile kendi başına istifa için yeterli bir gerekçedir. Ama Kılıçdaroğlu her zaman olduğu gibi bu yenilgi ve sonuçlarını görmezden gelerek yoluna devam etmeyi tercih etmiştir. İşte bu süreçte 28 Haziran 2011 tarihinde milletvekili olan ve 24 Haziran 2015 tarihinden 3 Haziran 2023’e kadar Cumhuriyet Halk Partisi’nin TBMM Grup Başkanvekili olarak görev yapan Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu yol arkadaşıdırlar. Bugün karşıt cephelerde yer alıyor olmaları onların geçmişte yol arkadaşı olduklarını ve sürecin bütün sorumluluğunu beraber üstlenmeleri gerektiğinin üzerini örtmemelidir. Yine Kılıçdaroğlu’nun daha evvel manevi oğlum dediği Ekrem İmamoğlu hakkında bugün ne dediği ortadadır. Ama İmamoğlu’nu keşfeden ve İBB başkanı olmasını sağlayan kişi Kılıçdaroğlu’dur. Kılıçdaroğlu o dönemde Oda TV’den Makbule Cengiz’e verdiği röportajda da Ekrem İmamoğlu ile ilgili söylediği şeylere bir kez daha anımsayalım;  

Beylikdüzü’ne gittiğimde yaptığı çalışmaları birebir gözlemleme imkânım oldu. Yoksul mahallelere pozitif ayrımcılık yapması, ama vatandaşlar arasında hiçbir ayrım yapmaması, toplumun her kesiminde sıcak ve samimi ilişki kurması... İşte gerçekten de “İstanbul için aradığımız belediye başkanı budur” diye kafamın bir yerinde tuttum ve izlemeye devam ettim. 

… Tanınmıyordu, geniş kitleler tarafından bilinirliği yoktu, doğru. “Ekrem Bey de son derece sakin! Son derece soğukkanlı, bilinçli, kullandığı sözcükleri dikkatle ve özenle kullanan biri. Toplumun her kesimini kucaklayan cümleler kurması yeni bir ufuk açtı İstanbulluların gözünde ve İstanbullular da bunu ödüllendirdiler. İstanbullular; çalışmayı, başarıyı, sevecenliği, kucaklayıcı bir dil kullanmayı ödüllendirdiler. Dolayısıyla bu ödülü vermenin zamanı şimdi. İnşallah önümüzdeki süreçte daha başarılı ve güzel işler yapacaktır Ekrem Bey” diye övgüler dizen Kılıçdaroğlu şimdi yüz seksen derece bir dönüşle bu iki isim ile hesaplaşmaya çalışıyor ve burada AKP ve siyasallaşan yargının yardıma koşmasını büyük bir memnuniyetle karşılıyor. Bu hesaplaşmanın nedenlerinden bağımsız olarak sadece AKP’nin ekmeğine yağ sürmekle kalmıyor aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisini AKP merkezine doğru hareket eden bir politik hatta yerleştirmeye çalışıyor. 

Haberin tamamını Birgün üzerinde oku