Agos
Agos
1 saat önce

Bahçeli Trump Yolu’nun adını değiştirdi: Turan Yolu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ortadoğu’daki gelişmelerden Kafkasya’ya, ABD-İran mutabakatından erken seçim tartışmalarına kadar birçok konuda açıklama yapan Bahçeli, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu da eleştirdi.

Konuşmasına bölgedeki çatışmalara değinerek başlayan Bahçeli, dünyanın “dozu giderek artan sert güç savaşlarının” içinden geçtiğini söyledi. Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim ile Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin aynı stratejik hesapların ürünü olduğunu savunan Bahçeli, Filistin’deki işgalin yıllardır sürdüğünü belirtti.

“Bugün karşımızda bulunan ve bölgenin barış damarlarını sömürmüş kan makinesi İsrail, Lübnan’a da saldırmıştır” diyen Bahçeli, Netanyahu’yu “kriz üretim mekanizması” olarak nitelendirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Netanyahu tarafından hedef alındığını söyleyen Bahçeli, “Bu durum Netanyahu’nun acziyetinin, telaşının ve tükenişinin ilânıdır” yorumunu yaptı.

“BM üç maymunu oynuyor” 

Birleşmiş Milletler’in (BM) bölgedeki gelişmeler karşısındaki tutumunu da eleştiren Bahçeli, “Gazze’de insanlık inim inim inlerken, bölgemizde acı ve katliam kol gezerken, BM üç maymunu oynamaktadır. Sivillerin üzerine bomba yağarken yalnızca endişe beyan etmek kimlerin ikbaline siper olmaktadır?” dedi. 

Bahçeli, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptını “sevindirici” bulduklarını ancak süreci dikkatle takip ettiklerini dile getirdi. “Diplomasi kapısının aralanması, tedbir kapısının kapanması anlamına gelmeyecektir” diyen Bahçeli, anlaşmanın resmiyet kazanacağı tarihe kadar gerilimi artırabilecek söylem ve girişimlerden kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Hürmüz Boğazı’nın yalnızca bölgesel değil, küresel ekonomi açısından da kritik önemde olduğunu aktaran Bahçeli, burada yaşanacak olası krizlerin geniş bir coğrafyada ekonomik ve siyasi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Trump Yolu’na yeni isim

Bahçeli konuşmasında, Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu’nun (TRIPP) da ismini değiştirdi. Bahçeli, “Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım. Bu hat, Turan Koridoru’dur” dedi.

Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle: 

Güney Kafkasya’daki gelişmeleri de bu geniş tablodan ayrı okuyamayız. Ermenistan’da yaşanan siyasi hareketlilik; Karabağ savaşlarından sonra oluşan yeni gerçekliği, Rusya-Batı rekabetini, Türkiye-Azerbaycan hattını, Orta Koridor’u, Zengezur bağlantısını ve bölgesel barış ihtimalini doğrudan ilgilendirmektedir. Hatırlayalım: Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Karabağ’da başlayan işgal süreci, otuz yıla yakın bir dönem boyunca Güney Kafkasya’yı kilitlemiştir. Azerbaycan toprakları işgal altında kalmış, yüz binlerce insan yurdundan koparılmış, bölgenin ulaşım ve ticaret damarları tıkanmış, har-ı bülbül çiçekleri hasretle Türk’ün zafer sabahını beklemiştir. Türk dünyasının kanayan yarası olan Karabağ, soydaşlarımızın sabırla büyüttüğü bir istiklal duası olarak dillerde yer edinmişti. Hocalı’nın dinmeyen acısı, Şuşa’nın, Ağdere’nin, Laçın’ın yakılıp yıkılmış toprakları Türk milletinin yüreğine kazınmış birer hicran yarası olmuştu.  

Zengezur, Nahçıvan’ın Azerbaycan’la vuslatı olacak 

Fakat hamdolsun, 2020 sonbaharında hakikat yerini bulmuş, Türk’ün çelikten bileği Karabağ’da tarih yazmıştır. Karabağ’da çiğnenen hukuk, Türk askerinin demir yumruğuyla doğrultuldu. Allah’a şükürler olsun ki Karabağ’ın esaret zincirlerinin kırıldığı günlere eriştik. Allah’a şükürler olsun ki Şuşa’nın dağlarında ay yıldızlı bayrağın, yeniden yükseldiği sabahlara şahitlik ettik. Allah’a şükürler olsun ki har-ı bülbül, şehitlerimizin kanıyla sulanan Karabağ topraklarında artık mahzun bir bekleyişin değil; zaferin nişanesi olarak yeniden açmıştır. Bu noktada Türk dünyasının batı ile doğu arasındaki stratejik irtibatı olan Zengezur hattı üzerinde ayrıca ve dikkatle durmak gerekir. Zengezur; Nahçıvan’ın ana vatan Azerbaycan’la bağını güçlendirecek, Türkiye’yi kardeş ülke Azerbaycan üzerinden Hazar’a, Hazar’ın ötesinden Türkistan’a ulaştıracak tarihi geçittir. Zengezur, Nahçıvan’ın Azerbaycan’la vuslatı olacaktır. Bu, ‘iki devlet, tek millet’ şuurunun Türk dünyasının tamamına yayılan stratejik bir iklime kavuşmasıdır.

Bu hat, Turan Koridoru

Zengezur dedik ama artık adını doğru koyalım: Bu hat, Turan Koridoru’dur. Turan Koridoru, Kars’tan Türkistan bozkırlarına uzanan tarihi ve kültürel istikbal kapısıdır. Bu kapı açıldığında asırlar boyunca gönüllerde saklanan kavuşma ülküsü ete kemiğe bürünecek. Anadolu ile Türkistan arasına örülmek istenen setler dağılacak, Turan ufku daha berrak, daha yakın, daha kudretli hale gelecektir. Küresel ticaret yollarının yeniden şekillendiği, kuzey hattının savaş ve yaptırımlarla hassaslaştığı, güney deniz yollarının Hürmüz’den Kızıldeniz’e kadar krizlerin tutsaklığı altına girdiği bir dönemde Turan Koridoru’nun açılması bölgemiz ve Türkiye için stratejik bir fırsattır. Güncel badireler dikkate alındığında bu hat, Türkiye’nin ve bölgemizin ihracat güzergahlarını çeşitlendirecek, ülkemizin lojistik kabiliyetini artıracaktır. Böylesine çetin, bölge devletlerinin ekonomik kıskaç içinde sıkıştığı bir dönemde Turan Koridoru’nun açılması, Ankara’dan Türkistan’a uzanan iktisadi ve jeopolitik bir sıçrama olacaktır.  

Turan Koridoru açılacak

Kars’tan Iğdır’a, Nahçıvan’dan Bakü’ye dek Türk yurtlarına ekonomik canlılık kazandıracak, yeni yüzyılın ana ulaşım ve ticaret güzergahlarından birini teşkil edecektir. Turan Koridoru, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın stratejik anahtarıdır. Türkiye, Türk dünyasına gönül köprüleriyle olduğu gibi demir yoluyla, kara yoluyla ve enerji hatlarıyla bağlanacaktır. Turan Koridoru açılacaktır. Türk dünyası kenetlenecek, Türk Devletleri Teşkilatı güçlenecektir. ‘Mücadelemiz Milliyetçi Türkiye'ye ve Turan'a kadardır!’ diye haykırarak yemin eden gönüller rahat bir nefes alacaktır. Şimdi önümüzde yeni bir safha vardır. Ermenistan ya eski işgal zihniyetinin, diaspora arayışlarının, rövanş heveslerinin peşinde savrulacak ya da bölgenin yeni gerçeğini kabul ederek kalıcı barışın kapısını aralayacaktır. Bu yeni gerçeğin temeli de bellidir: Karabağ Azerbaycan’dır. Bu gerçek sahada kanla, masada hukuk zemininde tescillenmiştir. Eski işgal zihniyetini yeni kılıflarla yaşatmaya çalışan yollar kapalıdır. Normalleşme, Türkiye’ye ve Azerbaycan’a yönelik tarihi husumet dilinin terk edilmesiyle, bölgenin yeni gerçekliğinin kabulü ve hakkaniyetli iş birliği zeminine riayetle mümkündür.

Erivan aklını başına alır ve bölgesel iş birliği zeminine dürüstçe katılırsa, Turan Koridoru yalnızca Azerbaycan’ın ve Türkiye’nin değil, Ermenistan’ın da ekonomik yalnızlıktan çıkış kapısı olabilir. Aksi hâlde Ermenistan, dünde yitip gitmiş hayallere tutunarak yarının fırsatlarını da heba edecektir. Can Azerbaycan’ın kazanımlarını aşındıran, Türk dünyasının önüne ket vuran, ilhamını Sovyet tortularından alan hiçbir formül kalıcı olamaz. Milliyetçi Hareket Partisi’nin turan ülküsü, Cumhur İttifakı’nın 2053 ve 2071 vizyonu aynı istikamettedir. Bu istikamet Türk ve Türkiye Yüzyılı’dır. Bu hedef uğruna yorulmayacağız, yılmayacağız, yıkılmayacağız. Önümüze çıkarılan engelleri şuurla aşacak, sabırla geçecek, karanlıkları sebatla geride bırakacağız. Bir adım geride durmayacak, bir an olsun tereddüde düşmeyeceğiz.”

“Erken seçim” yorumu

Grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bahçeli, erken seçim tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un seçimlerin yenilenmesi için 16 Nisan 2028 tarihini işaret ettiğinin hatırlatılması üzerine Bahçeli, seçimlerin zamanında yapılacağını söyledi.

“Cumhurbaşkanımızın danışmanının verdiği tarihle, seçimlerin zamanında yapılması arasında saat farkı bile yoktur” diyen Bahçeli, televizyonlarda farklı isimler üzerinden yürütülen cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarını da eleştirdi.

Bahçeli, “Cumhurbaşkanımız görevinin başındadır, biz de arkasındayız” diyerek, seçim gündeminin erkenden açılmasının doğru olmadığını savundu. 

Haberin tamamını Agos üzerinde oku