DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada dış politikadan ekonomiye, yargıdan Kürt meselesine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin kronikleşen sorunlarının çözümü için demokratikleşme ve hukuk vurgusu yapan Bakırhan, Kürt meselesinin çözümüne yönelik Meclis’e çerçeve yasa çağrısında bulundu.
Konuşmasının başında Muharrem Ayı dolayısıyla Alevi yurttaşlara seslenen Bakırhan, ardından İran ile ABD-İsrail arasında varılan anlaşmayı değerlendirdi. Bölgesel gerilimlerin sona erdirilmesini olumlu karşıladıklarını belirten Bakırhan, kalıcı barışın ancak halkların özgürlüğü ve toplumsal uzlaşıyla mümkün olacağını söyledi.
İran’da Kürtlere ve muhaliflere yönelik idamlara da değinen Bakırhan, bu uygulamaların sona ermesi gerektiğini belirterek, demokratik hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması çağrısında bulundu.
CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararına tepki
Konuşmasında Türkiye’de yargının siyaset üzerindeki etkisine de değinen Bakırhan, CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararını yalnızca bir partiyi ilgilendiren bir mesele olarak değerlendirmediklerini söyledi.
Türkiye’nin siyasi tarihinde darbelerden parti kapatmalara, kayyım uygulamalarından siyaset yasaklarına kadar birçok müdahalenin yaşandığını belirten Bakırhan, bugün de benzer reflekslerin sürdüğünü savundu.
Bakırhan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
Bugün CHP’ye yönelik mutlak butlan kararıyla karşı karşıyayız. Bugün muhatap CHP olabilir ama refleks tanıdıktır. Biz bu kararı bir partinin iç meselesi olarak okumadık. Bu karar, siyasi çoğulculuğa tahammülsüzlüğün yeni bir halkasıdır. Dün bu halkaya Kürtler kayyımlarla dahil edildi, bugün ana muhalefet yargı müdahalesiyle dahil ediliyor. Yarın bu halkaya kimin ekleneceği belli değildir. Biz o gün de söyledik: Hukuku sopaya çevirmeyin; bu yanlış bir gün herkesi sarar. Bugün yine söylüyoruz: Yargı, siyaseti dizayn etme laboratuvarı değildir. Mahkeme salonları, halk iradesinin yerine geçirilemez. Hukuk eğilip bükülemez. Adalet Kürt’e ve muhalife başka, iktidara başka işleyemez.
“Korku, erteleme ve tekrar siyaseti”
Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunların yeni olmadığını söyleyen Bakırhan, ekonomik kriz, yoksulluk, adaletsizlik ve siyasal meşruiyet tartışmalarının uzun yıllardır biriken sorunların sonucu olduğunu ifade etti. Mevcut siyasi anlayışı “korku siyaseti”, “erteleme siyaseti” ve “tekrar siyaseti” olarak üç başlık altında değerlendiren Bakırhan, bu yaklaşımın ülkeye daha fazla güvensizlik ve hukuksuzluk getirdiğini savundu. Bakırhan şunları söyledi:
Korku üzerine kurulan siyaset, bu ülkeye güven değil; daha fazla güvensizlik, sefalet ve hukuksuzluk getirdi. Erteleme siyaseti ise hep ‘Bugün değil, sonra’ dedi. Türkiye’nin devasa sorunları vardı. Her gelen iktidar risk almaktan ve inisiyatif kullanmaktan kaçındı. Hep erteledi. Kürt meselesi ertelendi. Yargı reformu ertelendi. Yerel demokrasi ertelendi. Emekçinin hakkı ertelendi. Ama ertelenen her hak, toplumsal maliyeti daha da artırdı. Korku ve erteleme siyasetlerinin kaçınılmaz sonucu ise tekrar siyasetidir. Tekrar siyaseti; aynı krizi, aynı cümlelerle ve aynı yöntemlerle yeniden üretmektir.
Meclis’e çerçeve yasa çağrısı
Bakırhan, Kürt meselesinin demokratik çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından kritik önemde olduğunu belirterek, sürecin somut ve hukuki bir zemine taşınması gerektiğini söyledi. Yaklaşık iki yıldır devam ettiğini ifade ettiği sürecin artık yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirten Bakırhan, Meclis’e çağrıda bulundu. Bakırhan, DEM Parti’nin çözüm için dört temel düzenlemeyi gerekli gördüğünü belirterek şunları kaydetti:
Böyle bir dönemde Kürt meselesini çözümsüz bırakmak, Türkiye'yi tarihsel bir riskin eşiğinde bekletmektir. İç barışını kuramamış, kendi yurttaşıyla kavgalı bir devlet, dışarıdan esen her rüzgârda savrulur. Yaklaşık iki yıldır süren bu sürecin artık somut, hukuki ve demokratik bir zemine kavuşması gerekiyor. Bunun yolu çerçeve yasadır. Kürt meselesini çatışma zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşıyacak bir çerçeve yasa artık ertelenemez. Biz dört temel düzenlemeyi zorunlu görüyoruz: Kalıcı çözüm için Çerçeve Yasa; demokratik bütünleşme ilkelerini güvence altına alacak Demokratik Toplum Yasası; yerel demokrasiyi, sivil toplumu ve siyasal katılımı güçlendirecek Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasası ve Özgür Yurttaş Yasası…
Bakırhan, söz konusu düzenlemelerin bir taviz değil, eşit yurttaşlığın gereği olduğunu savunarak, Meclis’in tatile girmeden önce adım atması gerektiğini söyledi.
Bu adımlar taviz değildir. Bunlar eşit yurttaşlığın gereğidir. Kimliklerin ve inançların anayasal güvence altına alınması birlikteliğimizi zayıflatmaz; aksine sağlamlaştırır. Yerel yönetimlerin güçlenmesi devleti küçültmez; demokrasiyi büyütür, merkezin yükünü azaltır. Kürtlerin kazanması Türklerin kaybetmesi değildir. Alevilerin kazanması Sünnilerin kaybetmesi değildir. İşçinin kazanması ülkenin kaybetmesi değildir. Bir halkın hakkı, başka bir halkın kaybı değildir. Bu nedenle çağrımız açıktır: Meclis kapanmadan çerçeve yasa çıkarılmalıdır.
Konuşmasının devamında demokratik cumhuriyet vurgusu yapan Bakırhan, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yeni toplumsal sözleşmeyi şu sözlerle tarif etti:
DEM Parti olarak ortaya bir öneri seti ve program koyuyoruz. Birincisi, Türkiye gerçek bir çoğulculuğa ve demokratik bir düzene ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyacın adı demokratik cumhuriyettir. Demokratik cumhuriyet yalnızca bir yönetim modeli değil, aynı zamanda bir ortak yaşam sözleşmesidir. Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir.
Independent Türkçe
Tuncer BakırhanDEM PARTİ"Böyle bir dönemde Kürt meselesini çözümsüz bırakmak, Türkiye'yi tarihsel bir riskin eşiğinde bekletmektir. İç barışını kuramamış, kendi yurttaşıyla kavgalı bir devlet, dışarıdan esen her rüzgarda savrulur"Salı, Haziran 16, 2026 - 13:45Main image:Siyasetjw id: fW7xRzA3Type: videoSEO Title: Bakırhan’dan TBMM'ye çerçeve yasa çağrısı: Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyelilikcopyright Independentturkish:<p>Fotoğraf: DEM Parti</p>