← Gündem akışına dön
Birgün
Birgün
4 saat önce

Dilovası Katliamı Aileleri, Gebze Kent Meydanı’nda “Adalet Nöbeti” başlattı

Metin YETİM

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde faaliyet gösteren Ravive Kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025’te meydana gelen ve 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangının ardından adalet arayışı sürüyor. Yaşamını yitiren işçilerin yakınları ve yurttaşlar, davanın cezasızlıkla sonuçlanmaması talebiyle Gebze’de bir araya geldi.
Gebze Eski Çarşı Çeşmesi önünde toplanan kitle sloganlarla Gebze Kent Meydanı’na yürüyerek “Adalet Nöbeti” başlattı. Nöbete, Sakarya Hendek havai fişek fabrikası patlamasında ve Gayrettepe’deki gece kulübü yangınında yakınlarını kaybeden aileler de destek verdi.
Meydanda yapılan açıklamalarda fabrikanın kaçak olduğu, yıllarca denetlenmediği ve işçilerin hiçbir iş güvenliği önlemi olmadan parlayıcı kimyasallarla çalıştırıldığı vurgulandı. Aileler, ikinci duruşmada mülk sahibinin tahliye edilmesine tepki gösterirken kamu görevlileri yargılanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

KAÇAK BİNA, GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜM

Ortak açıklamada yangının bir “kaza” değil göz göre göre gelen bir işçi katliamı olduğu belirtildi. Hakkında yıkım kararı bulunan binanın kapatılmadığı, işçilerin güvenli çıkış olmadan çalıştırıldığı ifade edildi. Çocuk işçilerin sigortasız ve güvencesiz biçimde çalıştırıldığına dikkat çekildi.
Duruşmalarda tanıkların sık sık elektrik arızaları yaşandığını, denetim yapılacağı zaman işçilerin dışarı çıkarıldığını anlattığı aktarıldı. Açıklamada, Suriyeli göçmen işçilerin de ağır sömürü koşullarında çalıştırıldığı belirtildi.
Aileler şu talepleri sıraladı:

  • Kamu görevlileri derhal dosyaya dahil edilerek yargılansın.
  • Tahliye kararlarına karşı etkin itiraz süreçleri işletilsin.
  • Belediye, SGK, Çalışma Bakanlığı ve itfaiye kayıtları eksiksiz incelensin.
  • Dava Gebze’de görülsün.
  • DELİL KARARTMAK İÇİN YIKTILAR

Yangında yaşamını yitiren işçilerin yakını Zafer Laç, fabrikanın dört tarafı kapalı bir ölüm tuzağı olduğunu söyledi. Yapının dışarıdan imalathane gibi görünmemesi için ön kısmının ofis gibi düzenlendiğini belirten Laç, belediyenin yıllarca yıkım kararı uygulamadığını ifade etti.
Laç, “Belediye ‘bütçemiz yok’ diye kaçak binayı yıkmadı ama delil karartmak için yangından hemen sonra bir haftada yerle bir etti” dedi.
Yangına müdahalede de ihmaller yaşandığını söyleyen Laç, itfaiyenin geç geldiğini ve kimyasal yangına ilk etapta suyla müdahale edildiğini anlattı.

SORUMLULAR YARGILANSIN

Yangında annesini kaybeden bir işçi yakını, annesine son kez sarılamadığını anlatarak gözyaşları içinde konuştu: “Biz burada annem ve onunla birlikte yaşamını yitiren 6 kişinin hesabını sormak için nöbet tutuyoruz. Benim annem pırıl pırıl bir insandı. Hak ettiği şey bu muydu?”
Bir başka işçi yakını ise “Sermaye burada patron krallığını ilan etmiş, kamu kurumları da buna göz yummuş” diyerek tepki gösterdi.

ASIL PATRON GİZLENİYOR

Davanın avukatı Saruhan Kadayıfçı, şu ana kadar yalnızca şirket sahipleri ve mülk sahibinin yargılandığını, kamu görevlileriyle esas sermaye ilişkisinin dosyadan uzak tutulduğunu söyledi.
Kadayıfçı, fabrikanın hemen yanında İŞKUR binası bulunmasına rağmen işçilerin sigortasız çalıştırıldığını, yangından sonra geriye dönük sigorta girişleri yapıldığını aktardı.
Binanın 2021’den beri yıkım kararı bulunduğunu belirten Kadayıfçı, “Zabıtalar içeri girip işlem yapmadan çıkıyordu. Tüm bürokrasi bu düzene göz yumdu” dedi.
Ravive Kozmetik’in büyük markalara fason üretim yaptığını söyleyen Kadayıfçı, “Arkadaki esas sermaye gücü olan Ali Osman Akat mahkeme eliyle gizleniyor. Biz onun da ‘asıl işveren’ sıfatıyla yargılanmasını talep ettik ancak reddedildi” ifadelerini kullandı.
Kadayıfçı, bir sonraki duruşmanın 21 Temmuz’da görüleceğini söyledi. 

HENDEK VE GAYRETTEPE AİLELERİNDEN DESTEK

Hendek havai fişek fabrikası patlamasında oğlunu kaybeden Muammer Yılmaz da nöbette söz aldı. Kamu görevlileri hakkında yıllardır işlem yapılmadığını belirten Yılmaz, “Kaçak üretim herkesin bilgisi dahilindeydi ama adalet işletilmiyor” dedi.
Gayrettepe’deki gece kulübü yangınında kardeşini kaybeden bir yurttaş ise, “Bu ülkede insanlar adaleti neden sokakta arıyor?” diye sordu. Konuşmacı, “Hendek çözülmezse Gayrettepe çözülmez, Gayrettepe çözülmezse Dilovası çözülmez. Kamu ayağı yargılanmadıkça bu ülkede yeni ölümler yaşanmaya devam edecek” dedi.

Ailelerin Kent Meydanı’nda yaptığı açıklama şöyle:

"8 Kasım 2025’te Dilovası’ndaki Ravive Kozmetik’te çıkan yangında 3’ü çocuk 7 işçi yaşamını yitirdi. Bizler bugün burada yalnızca kaybettiğimiz canlarımızı anmak için değil, onların ölümüne yol açan bütün sorumlular hesap versin diye toplandık.
Bu yangın bir kaza değildi. Bina kaçaktı, hakkında yıkım kararı vardı. Buna rağmen o bina kapatılmadı, yıkılmadı, denetlenmedi. Kaçak bina önce kaçak bir imalathaneye, sonra da 7 işçinin mezarına dönüştü. İşçiler parlayıcı kimyasalların arasında, güvenli çıkış yolu olmadan, yangına karşı korunmadan çalıştırıldı. Okulda olması gereken çocuklar bu ölüm kapanında sigortasız, güvencesiz ve korumasız biçimde çalıştırıldı.
Duruşmalarda işçiler ve tanıklar bu gerçeği açıkça anlattı. Elektrik arızalarının sürekli yaşandığını, yangının saniyeler içinde büyüdüğünü, işçilere koruyucu ekipman verilmediğini, denetim yapılacağı zaman işçilerin dışarı çıkarıldığını, zabıtaların gelip işlem yapmadan gittiğini söylediler. Duruşmada konuşan Suriyeli göçmen işçi kardeşimizin anlattıkları da Dilovası’nda göçmen emeğinin nasıl sigortasız, güvencesiz ve korumasız biçimde sömürüldüğünü bir kez daha gösterdi. Patronlar yoksulluğu ve çaresizliği fırsata çevirirken, denetlemesi gerekenler bu sömürüye göz yumdu.
Dava süreci devam ediyor ancak adalet hâlâ eksik bırakılıyor. İkinci duruşmada 3 sanık tahliye edildi. Kamu görevlileri ise hâlâ sanık sandalyesinde değil. Oysa bu binanın kaçak olduğunu bilenler, yıkım kararını uygulamayanlar, denetim yapmayanlar, çocuk işçiliğini ve sigortasız çalışmayı görmezden gelenler de bu katliamın sorumluluk zincirinin parçasıdır. Sorumluluğun yalnızca patronlarla sınırlanması, kamu görevlilerini korumaya dönük bir aklama girişimidir. Patronlar da, bu kaçak imalathanenin işlemesine izin veren kamu görevlileri de bu katliamın sorumlularıdır.
Bir diğer kabul edilemez durum da davanın Kandıra Cezaevi kampüsünde görülmesidir. Davamız aileler olarak bizim yaşadığımız ve suçun işlendiği bölgeye uzakta görülüyor. Biz sevdiklerimizi hayattan koparanların en ağır cezayı alması için mücadele ederken, mahkemenin kamuoyunun, komşularımızın ve Dilovası halkının takip etmesini zorlaştıracak şekilde Kandıra’ya taşınmasını kabul etmiyoruz. Bu dava halktan, ailelerden ve işçilerden kaçırılamaz.
Biz bu nedenle Adalet Nöbeti’ndeyiz. Çünkü bu dosyanın üzerinin örtülmesini istemiyoruz. Çünkü tahliyelere, cezasızlığa, kamu görevlilerinin korunmasına ve ailelerin yalnız bırakılmasına karşı susmuyoruz. Çünkü Soma’dan Hendek’e, Gayrettepe’den Dilovası’na aynı ölüm düzeninin işçileri katletmesine karşı gerekirse etten duvar örerek bedenlerimizi siper edeceğiz.

Bugün burada toplanıyor olmamız önemlidir. Çünkü bu dava yalnızca bir mahkeme dosyası değildir. Bu dava, işçilerin canının patronların kârından değersiz görülmesine karşı verilen bir adalet mücadelesidir. İş cinayetleri kader değildir. Bizim sermayeye kurban verecek bir işçi kardeşimiz daha yok. Sermaye kana doymuyor ama biz de mücadelemizden vazgeçmiyoruz. Kaybettiklerimiz için, geride kalan aileler için, çalışırken ölmek istemeyen bütün işçiler için ve en çok bizlerin hak ettiği o güzel günleri yaratmak için buradayız. Bu nöbet, unutmayacağımızın, affetmeyeceğimizin ve hesap sormaktan vazgeçmeyeceğimizin sözüdür.
Hendek’te, Soma’da, Gayrettepe’de ve Anadolu’nun dört bir yanında iş cinayetlerinde sermayeye kurban edilen bütün işçi kardeşlerimiz için de nöbetteyiz. Dilovası için adalet demek, yalnızca Ravive’de katledilen 7 işçi için değil, çalışırken katledilen bütün işçiler için hesap sormak demektir. Çünkü biliyoruz ki şehirler, fabrikalar, patronlar değişse de işçilerin canını hiçe sayan bu düzen değişmiyor. Biz bu ölüm düzenine karşı adalet istiyoruz.
Taleplerimiz açıktır. Kamu görevlileri derhal dosyaya dahil edilmeli ve yargılanmalıdır. Tahliye kararlarına karşı etkin itiraz süreçleri işletilmelidir. Binaya ilişkin yıkım kararı, belediye ve zabıta kayıtları, SGK ve Çalışma Bakanlığı denetimleri, itfaiye raporları, CİMER başvuruları, şirketler arasındaki ticari bağlar ve para transferleri eksiksiz incelenmelidir. Dava ailelerin ve kamuoyunun takip edebileceği bir yerde görülmelidir.
Biz adalet istiyoruz.
3’ü çocuk 7 işçi için adalet istiyoruz.
Dilovası için adalet istiyoruz.
Çalışırken katledilen bütün işçiler için adalet istiyoruz.
Patronlardan kamu görevlilerine kadar bütün sorumlular yargılanana kadar susmayacağız.

Dilovası için adalet, hepimiz için adalet."

Haberin tamamını Birgün üzerinde oku