BirGün Ankara
Yargıçlar Sendikası tarafından yapılan yazılı açıklamada, yaz kararnamesine tepki gösterildi. Açıklamada “12 Haziran'da açıklanan yaz kararnamesi ile yapılan atama işlemleri başta yargı bağımsızlığını düzenleyen anayasal ilkelere, ulusal ve ülkemizin uluslararası yükümlülüklerini düzenleyen uluslararası mevzuata aykırıdır” denildi.
Açıklamada, 4bin 608 adli yargı ve 359 idari yargı mensubu yargıç ve cumhuriyet savcısını kapsayan kararnamenin, bugüne kadar savunulan yargıç güvencesi ilkesinin mevcut HSK tarafından ihlal edildiğini gösterdiği belirtildi.
"ÖDÜL VE CEZA EKSENLİ BİR İŞLEM TESİS EDİLMİŞTİR"
Açıklamada, “Kuvvetler ayrılığı ilkesinin aldığı ağır darbe sonrası, hiçbir üyesi yargıç ve c.savcıları tarafından belirlenmeyen, yürütme eksenli bir oluşuma sahip olan bugünkü HSK, kıdem, liyakat esasını, kendi belirlediği ilke kararlarını, talep prensibini, yanı sıra tüm düzenlemeler ile teamülleri ortadan kaldıracak biçimde, ödül ve ceza eksenli bir işlem tesis etmiştir” ifadelerine yer verildi.
Sendika, kamuoyunun dikkatini çeken soruşturma ve yargılama süreçlerinde görev alan bazı yargıç ve savcıların ödüllendirildiğini öne sürerek, “Bu yolla yürütmenin politik beklentilerine uygun bir yargısal kompozisyon tasarlandığı da görülmektedir. Yargıya güvenin büyük bir kayıp yaşadığı bu günlerde, sözkonusu keyfiliğin hukuken kabulü mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu.
Açıklamada, atamaların kıdem, liyakat, talep ve görev süresi gibi öngörülebilirliği sağlamaya yönelik kriterlere aykırı şekilde yapıldığı savunularak şu ifadelere yer verildi: “Bugüne dek sıkça belirttiğimiz gibi gerek mesleğe kabul, gerekse atamalarda kıdem ve liyakat ölçü ve ilkeleri yerine; tarafsızlık anlayışı ile asla bağdaşmayan siyasal iktidara bağlılık ve itaat kültürüne teslim olmuş kişilerle mahkemelerin doldurulması, yürütme erkinin beklentileri dışında hukuku referans alarak karar veren yargıç ve c.savcılarının görev yerlerinden atanmaları, yargının, kullanışlı bir siyasal aygıt durumuna getirilmiş olduğu görüntüsünü doğurmaktadır.”
Kararname kapsamında haklarında atama işlemi yapılan çok sayıda yargıç ve cumhuriyet savcısının, kıdem ve görevde başarı gibi kriterler dikkate alındığında bulundukları yerde ünvanlı görevlerde yargısal faaliyette bulunmaları gerekirken atandıklarının belirtildiği açıklamada, bunun hukuku referans alarak görev yapan yargıç ve savcıların cezalandırıldığını gösterdiği ifade edildi.
"MESLEKTAŞLARIMIZ CEZALANDIRILMIŞTIR"
Açıklamada, 2017 Anayasa değişiklikleriyle getirilen sistemin iktidara tanıdığı geniş yetkilerin sonuçlarından birinin yaşandığı belirtilerek, “Her türlü denetimden bağışıklanan yürütme, bugün çağdaş demokrasi anlayışının aksine, seçimler yoluyla elde ettiği yetkiyi, kurumları yönetmek yerine kurumları ele geçirmek ve kuralları değiştirmek şeklinde kullanmaktadır” denildi.
HSK’nin de bu anlayış doğrultusunda hareket ettiği öne sürülen açıklamada, “Bunun neticesi olarak, gerek adli yargı, gerekse idari yargı alanında itaat-bağlılık kültürünü değil, anayasal zorunluluğa uygun olarak hukuku referans alan meslektaşlarımız cezalındırılmıştır” ifadeleri kullanıldı.
Kararnamenin, yargı bağımsızlığı ve yargıç tarafsızlığının gerektirdiği mesleki sorumluluğu ve özgüveni cezalandırıcı kapsamının toplumdaki yargının siyaseten araçsallaştığı algısını güçlendireceği belirtilen açıklamada, bunun adalet duygusunun tatmin edilmesini olanaksızlaştıracağı savunuldu.
Açıklamada HSK’ye çağrı yapılarak, “Yukarıda kısaca değindiğimiz nedenlerle HSK’yi derhal, öncelikle meslektaşlarımızın mağduriyetine yol açan atama işlemlerini yasal süreçte geri almaya, Anayasal kuralların belirlediği sınırlar dahilinde görev yapmaya çağırıyoruz” denildi.