← Gündem akışına dön
Birgün
Birgün
17 saat önce

Sondan geriye başa doğru anlatırsak

Gülseren TOZKOPARAN JORDAN 

Çok kişi yaşar, tecrübe eder, çok az kişi yaşadıklarını yazmayı, paylaşmayı düşünür, daha da azı yazar ve bunu paylaşmak için yazdığından büyük emek harcayıp kitap olarak geniş kitlelere ulaşmasını sağlar. Bunu yapar çünkü anlatacak, paylaşacak bir derdi vardır, kazanımlarını sadece kendisine saklamak istemez. Belki aynı durumda, aynı ruh halinde olan başkalarına bir rehber olabileceğini düşünür. 

Yazar Fatma Altun birçok kadının başına gelen meme kanserini kendi tecrübesiyle kaleme almış. 

Birçok mecrada yıllardır yazmakta olan Fatma Altun ilk kitabı “Sondan Geriye” de teşhisi aldığı andan ameliyathaneye, kemoterapiden iyileşme sürecine kadar tüm yaşadıklarını, hissettiklerini, gelgitlerini büyük bir içtenlikle okuyucuyla paylaşıyor, aslında sonunu bildiğiniz hikayesini okurken sürekli kendisini sorgulayışını, kendisindeki değişimi, dönüşümü izliyoruz. 

“Hep kaçtım. Herkesten kaçtım. En çok da kendimden. Ama her seferinde yalnızlığıma yakalandım. Sobeledi beni yalnızlığım. Her an çalılıkların arasından fırlayacak olan çocukluk arkadaşım gibi muzip değildi hiçbir zaman hayat. Çoğu zaman korkunçtu, kırıcıydı. Şimdi de çok korkunç,” diye düşünürken buldu kendini. Buz gibi soğuk bir ameliyathane odasında titrerken, artık kaçacak hiçbir yeri yoktu. Sona gelinmişti artık. Odanın ortasındaki demirden bir döşekte, çırılçıplak uzanıyordu. Ve utanıyordu. Ne vardıysa artık utanacak...”  

*** 

Elinizden bırakmadan, bir çırpıda okuyacağınız kitapta her sayfada karşınıza ne çıkacak sabırsızlıkla bekliyorsunuz, satır araları merak uyandırıyor. Kitapta geçirilen “meme kanseri” yaşantısı anlatılmasına karşın yakınlarınızda kanser olan ve benzer tedavi süreçlerinden geçen kişilere artık sadece bir geçmiş olsun diyemeyecek acısını, çektiklerini yüreğinizde hissedeceksiniz. Ameliyat olup da iyileşmenin aslında sadece bir başlangıç olduğunu asıl sonra neler oluyor, o insanların içinde ne fırtınalar kopuyor belki de hiç farkında olmadığımızı göreceğiz. Özellikle meme kanseri olan kadınlar hakkında konuşulurken “meme kanseri de artık grip gibi oldu canım,  herkes yakalanıyor, tedavisi de kolay ” diyenlere ateş düştüğü yeri yakar deyip bu kitabı önerebilirsiniz. Hastalığı atlatan bir arkadaşım en çok bu sözden rahatsız olduğunu söylemişti; hiç unutmam! Ayrıca başından küçük de olsa bir operasyon geçmiş ve o ameliyat masasına yatmış herkesin duygularına da tercüman olmuş Fatma Altun, evet diyorsunuz ben de öyle hissetmiştim. 

“İçindeki dünyada seller, heyelanlar, depremler oluyordu. Yanardağlar ardı ardına patlıyor, lavlar her yeri yakıp kavuruyordu. Dev bir orkestra konser veriyordu da etrafındaki hiç kimse sanki tek bir sesi bile duymuyordu. Sessiz bir senfoni gibiydi yaşananlar. Herkes görüyordu günbegün eriyip bittiğini ama nedense görmezden gelme çabasıyla ruhunu kanatırcasına içindeki irini sıkıp akıtmaya çalışıyordu. Birlikte yaşadığı herkes çığlık atıyor gibiydi ama duyulan tek acı onunkiydi. Çok sancılıydı bu dönüşüm. Çok ağrılıydı değişmek. Tırtılın kelebek olma hikâyesi kadar basit ama onun değişimi kadar kolay değildi. Hem kelebeğin nasıl acı çektiğini kim bilebilirdi? Nasıl basit denebilirdi?”.  

*** 

“Derin bir nefes al ve kocaman bir adım at,” demişti adam. Derinlere dalmayı ne zamandır istiyordu da ancak karar Fatma Altun Sondan Geriye 21 verebilmişti. Derinlerde olmayı her zaman hayal ediyordu. Şimdi o eşikteydi işte. Birazdan koyu maviliklere teslim olacaktı. Çok korkuyordu. Uzun süre suda kalırsa yüzgeçleri çıkar mıydı acaba? Çıkmazdı elbette, ancak her şeyin bir kararı, kıvamı olmalıydı hayatta. Yaşamanın kuralıydı bu… Dengede olmak, hizalanmak...  

Kitap başlangıçta yazarın atlattığı hastalığı hakkında gibi görünse de ilerledikçe aslında tam da öyle olmadığını anlıyoruz. Yaşanan hastalığın bir insanın dönüşmesine, yeniden bir kimlik yaratmasına  aracı olduğuna tanık oluyoruz. Yeniden inşa edilen kimliğin biraz acının biraz da direncinin içinden doğduğunu anlıyoruz. 

*** 

Yazar, insanın acısıyla yüzleşirken onu ayakta tutan küçük şeyler sayesinde nasıl yeniden ayağa kalktığını anlatmaya çalışıyor.   

1973 Almanya doğumlu fotoğrafçı ve Sanat Terapisi Uygulayıcısı Fatma Altun, kişisel deneyiminden yola çıkarak kaleme aldığı, Papirus Yayınları'ndan çıkan öykü kitabı Sondan Geriye de başta korku olmak üzere insan olma hallerini irdeliyor; derin iç sohbetleri, yeniden başlamayı, dengeyi, mutluluğu ve yaşam sevinciyle okuru sürüklüyor, eşlik edilen yolculukta sürekli şaşırtmayı da ihmal etmiyor, ya içinizi sızlatıyor ya da irkiltiyor… 

Haberin tamamını Birgün üzerinde oku