← Gündem akışına dön
Birgün
Birgün
17 saat önce

İçeriden dışarıya mektuplar: Varla yok arasında bir şüpheli

Onur GÜLİN - Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı

Düşünceleri daima isabetli olan amcam 

bir gün beni sokakta durdurup sordu: 

"Zebaninin cehennemdeki ruhlara nasıl 

işkence ettiğini biliyor musun?" 

“Hayır” dediğimde, "Onları bekletir!" diye yanıtladı. 

Mektubuna Carl Jung’tan küçük bir anektotla başlamak istedim. Çünkü bu kısacık anektot benim koskocaman ayımı özetliyor 13 aydır koskocaman adliye binaları içerisinde adalet kırıntıları aramaktan yorulduk artık. İBB soruşturmasının 3 dalgasında 22 Mayıs 2025 tarihinde tutuklandıktan sonra varla yok arasında bir şüpheli olarak uzay boşluğunda kayboldum. Peki, neydi bu yoklar? Gelin hep birlikte bakalım: 

VAR

•4000 Sayfalık iddianame var. 

•İddianamede suçlamalar var. 

•Tahliye var (4 Aralık tahliye kararı) 

•Delil karartma şüphesi var. 

•Kaçma şüphesi var. 

•CMK 100 ve 101’nci madde var. 

•Şüpheli var 

•Her şeye rağmen umut var. 

YOK

•İddianamede Onur Gülin yok!     

•Onur Gülin’e suç isnadı yok! 

•Özgürlük yok! (5 Aralık 

yeniden tutuklama kararı.) 

•Telefon ve bilgisayarda şifre yok. 

•Kaçan yok! (İlk gözaltı kararında emniyet güçlerine bulunduğum hastanenin konumunu kendim attım.) 

•Uygulayan yok! 

•Şüphe yok! 

•Adalet yok! 

*** 

Bu durum çocukken söylediğimiz bir tekerlemeyi akıllara getiriyor "İddianame nerede? Yazıcıda. Yazıcı nerede? Balta kırdı. Balta nerede? Suya düştü. Su nerede? İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı. Dağ nerede? Yandı bitti, kül oldu." 

***

Oysaki adliye önlerinde elinde terazisi ve kılıcıyla dimdik duran adaletin sembolü o kadın figürü "Themis" neyi fısıldıyor bizlere? "Adalet gecikirse eksik kalır. Adalet saparsa, güven yıkılır. Adalet körleşirse, hakikat kaybolur." 

Evet, güzel ülkemin güzel insanları, adaletin yalnız bugünü değil, yarının ihtimallerini de tartabilme kudreti olmasına rağmen bizler bu hakikat içerisinde uzay boşluğunda kaybolduk.

Bugün Themis’in bile adalet terazisi ve kılıcı elinden alınmış, gözleri ise bağlı bırakılmıştır. Adaletin sembolü Themis bile bir şeyleri görmezden gelmek zorunda bırakılmıştır. Eminim ki o göz bağının altında yaşlı gözlerle bu günlerin geçmesini bekliyordur. Umarım bir gün bu yaşanılanların hesabı Themis’e kesilmez ve bizim gibi Silivri’ye gelmek zorunda kalmaz. 

Themis taştan olabilir; ancak temsil ettiği şey canlıdır. O, insanlığın binlerce yıllık ortak arayışının ürünüdür. Hukuk sistemleri, kanunlar yenilenir, toplumlar dönüşür; fakat adalet ihtiyacı baki kalır. "Themis’in terazisi yalnız delilleri değil, insanlığın kaderini tartar.” Umarım en kısa zamanda Themis’in elinden terazisini ve kılıcını alanlar ona geri iade ederler. Umarım "ADALET” kelimesi sadece mahkeme salonlarındaki yazılardan ibaret olmaz ve "ADALET" gerçekten mülkün temeli odur. 

İnanıyorum ki; bir yer var… 

İyiliğin ve kötülüğün ötesinde. 

Hep birlikte bir gün orada buluşacağız. 

O güne kadar kendinize iyi bakın güzel ülkemin güzel insanları. Bizleri de unutmayın ve unutturmayın! Saygılarımla... 

Haberin tamamını Birgün üzerinde oku