← Gündem akışına dön
Birgün
Birgün
17 saat önce

Suç gelirleri vergilendirilebilir mi?

Azmi Demirci - azdemirci@yahoo.com

Tanımı gereği kayıt dışı olan suç fiilleri ve bu fillerden elde edilen kazançları vergilendirerek gelir sağlamak, devletlerin temel beklentisi olmamakla birlikte; gerek ödeme gücünün unsuru olmaları, gerekse vergide eşitlik ve adalet ilkeleri yönünden, suç fiillerinden elde edilen kazançların ve mal varlığı unsurlarının vergilendirilmesine neredeyse bütün gelişmiş ülkelerin mali mevzuatlarında yer verilmiştir. O kadar ki, ünlü mafya lideri Al Capone’un, ABD’de cinayet, kaçakçılık veya organize suçlardan değil; yasa dışı yollardan elde ettiği devasa gelirin vergisini ödemediği için vergi kaçakçılığından mahkum edilerek hapse atılması kitaplara ve filmlere konu edilmiştir. 

Esas olarak yasal faaliyetlerin, işlemlerin ve kazançların vergilendirilmesini amaçlayan Türk Vergi Sistemi; vergi dairelerinin kapısında yer alan “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır” sloganıyla çelişse de vergilendirme şartlarını taşıması halinde, suç kaynaklı faaliyetler ve işlemler ile bu faaliyet ve işlemlerden elde edilen kazanç ve mal varlığı unsurlarının vergilendirilmesini de öngörmektedir. 

Bu çerçevede, VUK’un 9’uncu maddesinde “Vergi ehliyeti” başlığıyla yapılan düzenlemeyle “Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmaz” hükmü getirilmiştir. 

Vergi Usul Kanunu’nun 9’uncu maddesindeki düzenleme, soyut ve genel nitelik taşımakla birlikte, vergi kanunlarında suç fiillerinden kaynaklanan kazanç unsurlarının vergilendirilmesine yönelik somut düzenlemeler de mevcuttur. Örneğin, Gelir Vergisi Kanunu’nun 82/2. maddesinde düzenlenen ve “arızi kazanç” olarak tanımlanan, ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen hasılat, esasında Türk Ceza Kanunu’nun 235’inci maddesinde hükme bağlanan “İhaleye fesat karıştırma” suçundan elde edildiği halde, gelir vergisi yönünden, vergilendirilecek bir gelir unsuru olarak, açık bir şekilde tanımlanmıştır. 

Suç fiilleri ile bu fiillerden sağlanan kazanç ve mal varlığı unsurlarının vergilendirilebilmesi için; belirtilen fiil, kazanç ya da mal varlığı unsurlarının, vergi kanunlarında düzenlenen “vergiyi doğuran olayla” ilişkisinin kurulması gerekir. 

Vergiyi doğuran olayla ilişkisi kurulan suç fiilleri ve bu fiilerden elde edilen kazanç ve mal varlığı unsurları vergilendirilebilecek; ancak bu şekilde ilişki kurulamayanlar vergilendirilemeyecektir. 

Örneğin, TCK’nın 241’inci maddesi hükmüne göre, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi “tefeci” sayılır ve cezalandırılır. Belirtilen fiil kanunen suç sayılarak yasaklandığı halde, bu fiili yetkili makamlardan izin ya da ruhsat almadan meslek haline getirerek icra edenlerin elde ettiği kazançlar, “ticari kazanç” olarak vergiye tabi tutulacağı gibi, yürütülen tefecilik işlemlerinde lehe alınan paralar Gider Vergileri Kanunu’na göre Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisine de tabi tutulacaktır. Benzer şekilde, Danıştay 3. Dairesi’nin, 26.01.1994 tarihli ve E.1992/883, K.1994/179 sayılı Kararı’nda özetle; “Vergi Usul Kanunu’na göre, vergiyi doğuran olayın kanunla yasak edilmiş olması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmayacağından, sahte fatura ticareti yapanların bu işlerinden dolayı ticari kazanç elde ettikleri kabul edilerek vergilendirilmelerine…” karar verilmiştir. Ancak, TCK’nın 141’inci maddesinde “hırsızlık” da suç sayılarak cezalandırıldığı halde, bu fiili işleyerek menfaat ya da kazanç elde kişinin, gelir vergisi hükümleri çerçevesinde vergilendirilmesi söz konusu değildir; zira, hırsızlık fiilinden elde edilen menfaat ya da kazanç, gelir vergisi hükümlerine göre gelir unsurları içerisinde değerlendirilememektedir. 

Suç fiilleri ile bu fiillerden elde edilen kazanç unsurları, elde edilme biçimleri ve dolayısıyla tanımları gereği kayıt dışı olduklarından; bu fiiller ancak MASAK soruşturmaları, vergi incelemeleri veya ceza kovuşturmalarında tespit edilebilir ve bu tespitlere göre vergilendirilebilir niteliktedir. 

Burada önemle vurgulanması gereken diğer bir nokta; suç sayılan fiiller ile bu fiillerden elde edilen kazanç ve mal varlığı unsurlarının vergiye tabi tutulmasının, suç fiillerine meşruiyet ve yasal nitelik kazandırmayacağıdır.  

Vergilendirilecek suç fiilleri ve bu fiillerden elde edilen kazançların, denetim elemanları tarafından tespit edilmesi halinde, bu konudaki idari işlemlerin yapılması dışında, yapılan tespitler TCK’nın 279’uncu maddesi hükmü gereğince yetkili adli makamlara iletilerek, soruşturma ve kovuşturma yapılması sağlanacak; söz konusu fiillerin ve bu fiillerden elde edilen kazançların, yargı mercileri tarafından soruşturma ve kovuşturma sürecinde tespit  edilmesi halinde ise, yargısal işlemler dışında, vergilendirmenin sağlanması bakımından, yapılan tespitlerin mali idareye bildirilmesi gerekecektir. 

Suç gelirlerine ilişkin önemli bir ayrıntı, müsadere (devlete geçme) kurumudur. Ceza hukuku gereği suçtan elde edilen gelirlere ve mal varlığına genellikle devlet tarafından el konulur. Eğer suç gelirine tamamen el konulmuşsa, elde ekonomik bir değer kalmadığı için vergilendirme işlemi genellikle yapılmaz veya tahsilat aşamasında bu durum dikkate alınır. Ancak el konulamayan ve ekonomik sisteme sokulan (aklanan) kısımlar için, cezalı vergilendirme işlemi kesinlikle yapılabilir. 

Yasal ve fiili durum bu şekilde iken; “varlık barışı” olarak adlandırılan ve 2008 yılında başlayıp devam eden çok sayıda yasal düzenleme ile (5811, 6486, 6736, 7143, 7186, 7256, 7417 sayılı Kanunlarla, son düzenleme Haziran 2026 tarihinde yayımlanan 7582 sayılı Kanun) yurt içi ve yurt dışındaki varlıkların (para, altın, döviz, menkul kıymet vb.) kaynağı sorulmadan ve vergi incelemesine tabi tutulmadan, düşük oranda vergiyle ya da vergisiz olarak “ekonomiye kazandırılması” amaçlanmıştır. 

Bu düzenlemelerle, yurt içindeki ve yurt dışındaki para, altın, döviz, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları gibi varlıkların ülkeye ve kayıtlı sisteme sokulması amaçlanırken, belirtilen varlıklar için hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacağı düzenlendiğinden ve vergi incelemelerinde söz konusu varlıkların kaynağı sorulamayacağından, bu varlıkların suç fiilerinden elde edilen bölümü için, yukarıda yapılan açıklamalar ve dolayısıyla Vergi Usul Kanunu’nun 9’uncu maddesi işlemez hale gelmiştir. Bu yönüyle, getirilen “varlık barışı” düzenlemeleri birçok alanda olduğu gibi suç gelirlerini vergilendirme için dokunulmaz hale getirerek vergi mevzuatının uygulanmasında da sorunlara yol açmaktadır. 

Haberin tamamını Birgün üzerinde oku