“33 kedi ölüsünü Buca’da cadde üstünde çöp konteynırının önüne bırakan veteriner tutuklandı.” Bu haber Mayıs sonuna doğru çıkmıştı. Veteriner sonra adli kontrolle serbest bırakılmış, başsavcılığın itirazıyla da gözaltına alınıp yeniden tutuklanmıştı
Haberin devamını göremedim, ayrıntılı içeriğini de, yalnızca tutuklu veterinerin savunmasında ‘kedileri kendisinin öldürmediği, zaten ölmüş oldukları, klinikte işler yoğun olduğu için normal süreci izleyemedikleri, uygun alanlara gömemedikleri için çöpe bıraktıkları’ yolundaki sözlerini okudum. Kedilerin kesin ölüm nedeni de henüz belirlenmemiş, hastalık mı darp ya da zehirlenme mi, belli değil!
Hayvan dernekleri, hayvanseverler, ‘duyarlı’ tabir edilen yurttaşlar bu ‘hengame’ arasında tepkilerini dile getirdi, kınadı, kimilerimizin içi yandı, kimilerimiz, yok yok bunu demeyeyim, ‘millet açlıktan ölüyor, sen de kedi yavrusuna mı üzülüyorsun?’ demedi, dememiştir, demez, her şeye karşın, onların da birer can olduğunu, yaşam hakkı olduğunu düşünmüştür. Hem herkesin canı da birbirine emanet değil mi? En çok da hayvanların canı insanlara emanet!
Hayvanların canı devlete de emanet ama…Devlet türcülük yapıp, hiyerarşi gözettiği için, hayvanları ikinci sınıf canlılar olarak görüyor! İnsanları birinci sınıf görüp, ‘önce insan’ dediği de kuşkulu aslında! Öyle dese, ülkenin tarihinde, eskiden yeniye bunca katliam yaşanır mıydı? Elbette aralarında yavruların da olduğu 33 kedi nasıl yaşamdan koparılmış olursa olsun bu bir katliamdır!
Bir daha gelirsem iki olsun…demelere aldırmayın! Ne kadar kahretsek, şikayet etsek de ya yeterince yaşayamadığımız ya işlerimiz yarım kaldığı ya da katlanmayı, dert çekmeyi sevdiğimiz için bir kezliğine geldiğimiz dünyaya bir kez daha gelmek isteriz. Bu benim düşüncem, gözlemim, hissiyatım her neyse.
Memleketin yaşattıklarına, acılarına doyamadığımdan olmalı ben de bir kez daha gelmek isterim. İlki yeterince dert ve ders olmamış gibi! Son yıllarda bunu düşünürken ne yapacağıma da az çok karar verdim. Ne iş yapacağımı seçtim. Peki hangi ülkeye mi dediniz? Sormaya ne gerek! Elbette Türkiye’ye! Daha devrim yapacağız, öyleyse bir daha gelmemiz de şart!
Usta son harikulade şiirlerinden birinde “giderayak işlerim var bitirilecek” demez mi, yarım kalmış işleri bitirmek için de yeniden gelmek şart öyleyse! Onun “Oldum yıldızlarla haşır neşir /ama sayısı bir tamam sayılamadı” demesinden esinle, üç iş buldum kendime ‘ikinci bahar’da yapacağım: Fırıncı, astrofizikçi, veteriner. Üçü de birbirinden ‘mübarek’ işler zannımca! Ekmek gibi kutsal bir de su var, hayvanlar da insanlar gibi şerefli, eğer ‘eşref-i mahlukat’tan söz edilecekse, alemi, sırlarını, zenginliklerini araştırmak, keşfetmekse çocuklukla eşdeğer, çocuk merakı, hevesi, saflığıyla dolu bir serüven, hem de “gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk”, astrofizik de az ‘mübarek’ sayılmaz öyleyse!
İşim hazır da iş karar vermekte! Önceliğim de iyice belli oldu. Ekmeği yine sıcak sıcak fırından alayım, göğe biraz daha merak salayım, ama hayvanlara can olayım! Kedisi, köpeği, atı, kuşu, kuzusu, elimden geldiğince dertlerine derman bulayım dedim!
Diyeceksiniz ki bu gündemin içinde bula bula bunu mu buldun yazacak? Evet. Birbirimizin derdini değilse de dilini anlıyoruz, konuşuyoruz, bağırıp çağırıyoruz ama farkındasınızdır umarım, kedi ve köpekler gitgide azalmakta kentlerde, onları duyan yok, aldıran da yok, dilinden anlayan da yok! “Onun adı ‘it” diye bağıran ‘itlaf’çılar bugünlerde çok mutlu olmalı. Sokaklardaki dostlarımızın sesleri giderek az çıkıyor, çünkü itlafçılar onları bastırıyor!
Veteriner 33 kediyi öldürdü mü, niye öldürdü, hayvanlar kazada ya da hastalıkta kurtarılamaz hale gelince ‘uyutuluyor’ da 33’ü birden mi uyutuldu? Yanıtını bilmiyoruz. Veteriner bu canlara kıydı ya da bu kötülük onun üstüne kaldı, her durumda korkunç bir şey! Veterineri hep birlikte veto edelim, peki sokak hayvanlarının katli için yasa çıkarıp nerdeyse kutlama yapanlar ne olacak?
“Bir insanı sevmekle başlar her şey…” cümlesini, yaşasaydı “bir hayvanı sevmekle başlar” diye değiştirir miydi Sait Faik? O öyküleri yazan adam, doğanın, denizin, hayvanların, insanların seslerine, dertlerine, sevinçlerine kulak veren, onları yüreğinde duyan Çakır bu çığlığı da işitirdi hiç kuşkum yok!