Arnavutluk’ta, ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump ve damadı Jared Kushner’ın adıyla anılan lüks turizm projesine karşı eylemler, yolsuzluk protestoları ve şeffaflık talepleriyle ülke geneline yayıldı.
Çevre aktivistlerinin başlattığı yerel protestolar, proje alanındaki müdahalelere ilişkin görüntü ve tanıklıkların kamuoyuna yansımasıyla daha geniş bir toplumsal tepkiye dönüştü. Eylemlerde hükümetin istifası, projenin durdurulması, kamu ihaleleri ve stratejik kıyı alanlarının yönetimine ilişkin daha fazla şeffaflık talebi öne çıkıyor.
Sürecin arka planını, protestoların nasıl örgütlendiğini, yurttaşların taleplerini ve kamuoyunda yeterince görünür olmayan başlıkları doktora araştırmacısı ve sivil toplum aktivisti Leons Hasani ile konuştuk.
Trumpgillerin Arnavutluk sevdası: Edi Rama zor durumda 14 Haziran 2026
Arnavutluk’ta “Trump ailesi bağlantılı” ada projesine karşı protestolar büyüyor
8 Haziran 2026
"Eylemler tekil bir olayın sonucu değil"
Hasani’ye göre Zvërnec’te yaşananlar, uzun süredir biriken toplumsal hoşnutsuzluğu görünür kılan son gelişme oldu:
“Uzun süredir biriken hoşnutsuzluğu sokağa döken önemli bir etken, proje alanını korumakla görevli özel güvenlik görevlileri ile aktivistler arasında yaşandığı bildirilen çatışmaydı. Protestocuların güç kullanılarak bölgeden uzaklaştırıldığına ilişkin görüntüler ve tanıklıklar kamuoyunda büyük tepki yarattı ve gerilimi daha da artırdı.
Bu eylemler Zvërnec’te yaşanan olayların ötesinde, şeffaflık, yönetişim ve hükümetin hesap verebilirliğine ilişkin daha geniş kaygıları yansıtıyor. Birçok vatandaş, Arnavutluk hükümetinin yatırımın niteliği, söz konusu arazinin uzun vadeli statüsü, yerel halkın hakları ve gelecekte bölgeye kamusal erişimin ne ölçüde korunacağı konusunda yeterli bilgi vermediğini düşünüyor.
Bir diğer önemli boyut ise yatırımın kendisine ilişkin kamuoyu algısı. Proje Jared Kushner ile ilişkilendirildiği ve birçok Arnavut tarafından İsrail ile yakın bağları bulunan bir isim olarak görüldüğü için, bazı vatandaşlar bu girişimlerin sıradan turizm yatırımlarının ötesine geçebileceği yönünde endişe duyuyor. Sosyal medyada ve kamusal tartışmalarda, stratejik kıyı bölgelerinin zamanla özel mülkiyete dönüştürülebileceği ve nihayetinde yabancılar tarafından satın alınabileceği yönünde çeşitli iddialar dolaşıma girdi. Bu iddiaların büyük bölümü spekülatif olsa da, kamuoyu üzerinde etkili oldu ve belirsizlik ortamını güçlendirdi.
Nitekim bu protestolar; yolsuzluk, ekonomik kriz, sosyal eşitsizlik, gençlerin kitlesel göçü, liyakat eksikliği ve siyasi kurumlara duyulan güvenin azalması gibi uzun süredir devam eden rahatsızlıklardan besleniyor. Pek çok eylemci için Zvërnec meselesi yalnızca yerel bir kalkınma anlaşmazlığı değil, ülkenin siyasi ve ekonomik gidişatına yönelik daha geniş çaplı memnuniyetsizliğin sembolü.
Ayrıca bazı eylemciler, Jared Kushner’ın Gazze’de yürüttüğü projelere ilişkin kamuoyuna yansıyan açıklamalarını daha geniş etik tartışmalarla ilişkilendiriyor. Bazı Arnavutlar için bu konular, özellikle çatışmalardan etkilenen topluluklara yönelik sosyal sorumluluk ve hassasiyet açısından Kushner ile bağlantılı yatırımlara bakışlarını etkiliyor.”
"Tepki mevcut hükümete, başka ülkelere değil"

Hasani, protestoların ABD veya İsrail karşıtı bir hareket olarak okunmasının eksik olacağını söylüyor. Ona göre temel mesele, Arnavutluk’ta kamu yönetiminin şeffaflık ve hesap verebilirlik konusundaki yetersizliği:
“Protestolar basitçe Amerikan ya da İsrail dış politikasına karşı bir hareket olarak değerlendirilemez. Temel mesele, Arnavutluk’taki yönetimin şeffaflığı ve hesap verebilirlik konusundaki yetersizliği.
Bununla birlikte protestocuların bir bölümü, stratejik öneme sahip Arnavut topraklarının yeterli kamu denetimi olmadan özel mülkiyete devredilebileceği yönünde kaygılar dile getiriyor. Bu endişeler zaman zaman mülklerin yabancı yatırımcılara, özellikle de İsrail vatandaşlarına satılabileceği korkusuyla ilişkilendiriliyor.
İki temel eksen etrafında şekillenen tartışmaların ilki şeffaflık. Çünkü vatandaşlar yatırımcıların kim olduğu, arazinin nasıl yönetileceği, kamusal erişimin korunup korunmayacağı ve projenin yerel kalkınmaya mı yoksa dış aktörlerin çıkarlarına mı hizmet ettiği konusunda daha açık bilgiler talep ediyor.
İkinci eksen ise yolsuzluk iddiaları, mevcut hükümetin bütçe yönetimine ilişkin kaygılar ve siyasi elitlerin hesap verebilir olmaması gibi yönetim sorunlarına ilişkin daha geniş çaplı bir memnuniyetsizliği ifade ediyor.
Bu ortamda yabancı jeopolitik çıkarlara dair çeşitli teoriler ve spekülasyonlar da gündeme geldi. Ancak bu iddialar doğrulanmamış olduğu gibi çoğu komplo teorisi olarak değerlendiriliyor. Yine de projeye ilişkin güven ve şeffaflık ortamının oluşmaması nedeniyle belirli kesimler arasında karşılık da bulabiliyor.”
"Eylemler meşruiyetini bağımsızlığından alıyor"
Protestoların örgütlenme biçimi de hareketin önemli başlıklarından biri. Hasani, eylemlerin tabandan gelen yurttaş mobilizasyonu ile farklı siyasi geçmişlerden insanların katılımını bir araya getirdiğini söylüyor:
“Protestolar tabandan gelen yurttaş mobilizasyonu ile farklı siyasi geçmişlere sahip kişilerin katılımının birleşiminden oluşuyor.
Birçok yurttaş hareketin herhangi bir siyasi partiyle özdeşleştirilmemesi gerektiğini savunuyor. Ancak hem iktidar hem de muhalefet partileriyle iltisaklı insanlar da gösterilere katılıyor.
Eylemlerin örgütlenmesi, bilgi paylaşımı, buluşma noktalarının belirlenmesi ve destekçilerin harekete geçirilmesinde en önemli rolü sosyal medya platformları oynuyor. Aktivist ağları, çevre örgütleri, yerel topluluklar ve bağımsız vatandaşlar protestoların sürdürülmesine katkı sağlıyorlar.
Muhalefet partileri bazı taleplere destek verse de birçok protestocu hareketin meşruiyetinin siyasi partilerin desteğinden değil, vatandaşların katılımından kaynaklandığını vurguluyor.”
Başlıca talepler: İstifa, şeffaflık ve seçim reformu

Hasani, protestolara katılan kesimlerin farklı talepleri olduğunu, ancak bazı ortak başlıkların öne çıktığını belirtiyor:
“Protestolar çok farklı grupları bir araya getirdiği için talepler de çeşitlilik gösteriyor. Aynı zamanda bazı ortak başlıklar öne çıkıyor.
Yurttaşların önemli bir bölümü Başbakan Edi Rama’nın istifasını talep etmekte. Bazı kesimler ise muhalefet lideri Sali Berisha’nın da Arnavutluk’un komünizm sonrası dönemde yaşadığı siyasi tıkanıklığın bir parçası olduğunu savunuyor. Bu nedenle bazı yurttaşlar her iki ismi de tükenmiş bir siyasi sistemin sembolleri olarak görüyor.
Nitekim Arnavutluk halkı Zvërnec ve Sazan projeleri hakkında daha fazla şeffaflık, daha güçlü diyalog mekanizmaları, ulusal seçim sistemi tartışmalarını da içeren bir seçim reformu, bağımsız adaylar için daha fazla fırsat, daha güçlü yolsuzlukla mücadele politikaları, kamu harcamaları ve kamu ihalelerinde daha fazla hesap verebilirlik, çevrenin daha güçlü korunması ve stratejik ulusal varlıkların muhafaza edilmesini talep ediyor.”
Medya, Arnavutluk’ta yaşananları gizliyor
Hasani’ye göre ulusal ve uluslararası medya, Zvërnec’te yaşananları çoğu zaman farklı öncelikler üzerinden ele alıyor. Bazı yayınlar Trump ailesinin projedeki rolüne odaklanırken, bazıları yolsuzluk iddialarını, çevresel kaygıları veya iç siyasi gerilimi öne çıkarıyor:
“Bazı medya kuruluşları ağırlıklı olarak Trump ailesinin projedeki rolüne odaklanırken, bazıları yolsuzluk iddialarını, çevresel kaygıları veya iç siyasi gerilimleri ön plana çıkartıyor. Buna karşın kamuoyu tartışmalarının bazı boyutları daha az görünür kalıyor.
Örneğin toplumun belirli kesimlerinde dolaşan demografik değişim, stratejik bölgelerin yabancıların mülkiyetine geçmesi veya egemenlik kaygıları gibi endişeler çoğu zaman yeterince ele alınamıyor. Bunun temel nedeni ise, bu iddiaların büyük ölçüde spekülatif olması ve doğrulanmış kanıtlara dayanmaması.
Bununla birlikte bu kaygıların varlığı başlı başına önemli bir toplumsal olgu ve incelenmeyi hak ediyor. Bu algılar daha sonra doğrulansa veya çürütülse de, hükümetlerin kamuoyundaki belirsizlikleri şeffaflık ve açık iletişim yoluyla gidermesi sorumluluğu var.
Sonuç olarak şeffaflık hayati önemde. Kamu kurumları büyük stratejik yatırımların amaçları, mülkiyet yapıları, hukuki düzenlemeleri ve uzun vadeli etkileri hakkında açık ve doğrulanabilir bilgiler sunmalı. Ancak bu şekilde yanlış bilgilendirme, spekülasyon ve kamu güvensizliği etkili biçimde azaltılabilir.”
(AV/HA)