Bianet
Bianet
1 saat önce

Emeklilik “erişilemez bir lüks”: Ev işçisi kadınlar sistemin dışında

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında isteğe bağlı sigorta prim oranının yüzde 33’e yükselmesi ve aylık taban prim tutarının 10 bin 899 liraya ulaşması, ev işçisi kadınların emekliliğe erişimini zorlaştırıyor.

Seçim döneminde vadedilen devlet destekli emeklilik düzenlemesinin yasalaşmaması ve DİSK/Genel-İş Sendikası Araştırma Dairesi verilerine göre kısmi zamanlı çalışan 2 milyon 237 bin kadının eksik prim günlerini tamamlama güçlüğü, kadın emeğinin sosyal güvenlik sistemi dışı kalmasına neden oluyor.

Yeni yılda yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa ilişkin yasal düzenlemeyle isteğe bağlı sigorta prim oranı yüzde 33'e yükseltildi.

Yeni düzenlemeyle prim yükünün artması, emekli olmak isteyen dar gelirli ev işçilerinin karşısına yüksek maliyet olarak çıkıyor. Asgari ücrete gelen artışla birlikte aylık prim tutarında artış yaşandı. Ev işçileri için emeklilik yolu 25 yıl kesintisiz prim ödemekten ve 58 yaş sınırını tamamlamaktan geçiyor. Ayrıca her ay 10 bin 899 lira taban prim ödemesinin yapılması gerekiyor.

Ev işçileri müjde bekliyor 

2023 Genel Seçimleri’nde Cumhur İttifakı’nın sosyal vaatlerinden biri olan "Ev hanımlarına devlet destekli emeklilik ve çocuk bazlı erken emeklilik" projesi, aradan geçen üç yıla rağmen yasalaşmadı. İttifak ortağı MHP’nin Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, 2023’te bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ilan edilen ancak hayata geçirilmeyen bu vaadi, Şubat 2026’da yeni bir kanun teklifi olarak TBMM’ye sundu. Şanlıtürk’ün teklifi; ev işçilerine prim desteği ve çocuk sayısına göre emeklilik yaşının öne çekilmesi gibi, 3 yıl önce sözü verilen maddeleri içeriyor.

Milyonlarca ev işçisini ilgilendiren bu vaat hâlâ gerçekleşmedi. Yüksek prim ödemeleriyle karşılaşan kadınlar için emeklilik hakkı erişilemez bir hale geldi

“Emeklilik mevcut şartlarda sadece bir temenni”

İstanbul’da yaşayan ve bir yıldır evli olan 35 yaşındaki A.D., artan yaşam maliyetleri ve ekonomik baskılar nedeniyle emeklilikten yoksun bir hayat sürmek zorunda kalacağını belirtiyor. Eşi devlet memuru olmasına rağmen, toplam geliri İstanbul’un ağır kira yükü ve temel yaşam masrafları karşısında yetersiz kalıyor.

Kendi geleceği için prim ödeyemediğini belirten A.D.,durumu şu sözlerle dile getiriyor:

"Eşimin maaşı ancak kiraya ve evin zorunlu giderlerine yetiyor. Üstüne bir de ödemekle bitiremediğimiz borçlarımız var. Hal böyleyken, kendi emekliliğim için prim ödemek amacıyla eşimden para isteyemiyorum. Emeklilik için şu an ulaşılamaz bir lüks haline geldi."

Ev içinde harcanan mesainin görünmezliğine ve ekonomik bağımsızlığın önemine dikkat çeken A.D., şöyle dedi: 

"Biz kadınlar yıllarca evde büyük bir emek veriyoruz; bu emeğin karşılığında emeklilik bizim de en doğal hakkımız. Yarın bir gün yaşlandığımda kimseye muhtaç olmadan, kendime ait bir gelirim olsun, kendimi güvence altında hissedeyim istiyorum. Ancak mevcut şartlarda bu sadece bir temenni olarak kalıyor."

Geleceğe dair endişelerini de paylaşan A.D., "Bir gün çocuk sahibi olursak, o primleri ödemek benim için iyice hayal olacak. Bugünün masrafları arasında yarını düşünmek, bir gelecek planı yapmak imkansızlaşıyor. Bizim önceliğimiz günü kurtarmak" diye konuştu.

Kısmi zamanlı çalışan kadınlar bile geri kalan primi ödeyemiyor

DİSK/Genel-İş Sendikası Araştırma Dairesi (EMAR) tarafından hazırlanan Mart 2026 tarihli rapor yayınlandı. Rapora göre 2 milyon 237 bin kadın kısmi zamanlı olarak çalışıyor. Kısmi zamanlı işlerde güvencesizlik yüzde 60’lara dayanıyor.

Kısmi zamanlı çalışan kadınların mevcut sistemde emekli olabilmesi için kalan günlerin primini ödemesi gerekiyor. Ancak yüksek prim ödemeleri H.İ. gibi kısmi zamanlı çalışan kadınların emeklilik hayalinin önüne geçiyor.

"Sadece karnımızı doyurabiliyoruz, emekli olmak hayal"

Tekirdağ'da yaşayan 49 yaşındaki H.İ., haftada bir gün ev temizliğine giderek beş kişilik ailesinin yaşam mücadelesine kaynak yaratıyor. Sigortası işvereni tarafından yalnızca çalıştığı günler için yapılan H.İ., emeklilik hakkı kazanabilmek için ayda eksik kalan 26 günün primini kendisi ödemesi gerektiğini belirtiyor.

Ayda 10 bin lira kazanan H.İ. ödemesi gereken prim tutarına tepki göstererek, "Ödemem gereken prim miktarı 9 bin 445 lira. Kazandığım parayla bunu karşılamaya kalksam elimde yalnızca 555 lira kalacak. Bu parayla üç çocuğumun bakımını nasıl üstleneyim? Çocukların eksikleri, evin bitmek bilmeyen masrafları nedeniyle kendi geleceğimi düşünemiyorum. Bugün karnımızı doyurmak, yarın emekli olmaktan daha acil. Emeklilik benim için hayal" diye konuştu.

Kapitalizm ev emekçileri ilişkisi

Uzmanlar, emeklilik hakkının yoksul kadınlardan ziyade maddi durumu elverişli olan ev işçileri için ulaşılabilir bir seçenek sunduğuna dikkat çekiyor. Çalışma yaşamı ve emek çalışmaları ile tanınan Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir: “Kadın emeği eve hapsedildikçe ne eşitlik mümkün ne sosyal güvence” dedi.

İsteğe bağlı sigorta uygulamasına dikkat çeken Yücesan Özdemir, “Ev işçilerinin isteğe bağlı sigortaya mahkûm edilmesi, kapitalizmin kadın emeğini denetim altında tutma stratejisinin bir parçasıdır” diye konuştu. 

Özdemir, ev kadınlarının bakım emeği üstlenmelerine rağmen ne işçi ne de yurttaş olarak korunabildiğini, isteğe bağlı sigortanın ise yoksul kadınlar için ulaşılması zor bir seçenek olduğunu vurguladı.

Geliri olmayan kadınlara çıkarılan prim borcuna da dikkat çeken Özdemir, "Kadınlar eve kapalı kaldıkça bakım ücretsiz, emek görünmez, sermaye rahat, devlet sorumsuzdur" dedi. 

Özdemir, kadınların sosyal güvencesi için istihdama katılması gerektiğinin de altını çizerek, "Kadın emeği eve hapsedildikçe ne eşitlik mümkündür ne sosyal güvence. Bu nedenle kadının çalışma yaşamına katılması ve istihdama ulaşması hedeflenmelidir" ifadelerini kullandı.

“Mevcut Yasalar dahi ev işçilerinin haklarını korumaktan uzak”

Türkiye'deki ev emekçilerinin hak mücadelesinde öncü bir isim olan eski genel Başkan Ayten Kargın; ev işçisi kadınların büyük bir emek verdiğini ancak devletin ev içi emeğini görmezden geldiğini dile getirerek “Mevcut Yasalar dahi ev işçilerinin haklarını korumaktan uzak.” İfadelerini kullandı.

Argın, "Şu an gündemde olan isteğe bağlı sigorta desteği henüz yürürlüğe girmedi, önerge hâlâ kabul edilmeyi bekliyor. Önergeye göre devlet üçte bir oranında prim desteği sağlayacak ancak yine de primler 7 bin lira civarına tekabül ediyor. Türkiye şartlarında bu, oldukça yüksek bir tutar," ifadelerini kullandı.

Argın’ın verdiği bilgilere göre, İmece Ev İşçileri Sendikasının yaptığı araştırma, 30 yıl boyunca gündelikçi olarak farklı evlere giden kadınların tek bir gün bile sigortasının olmadığını ortaya koydu. Kadınların kazandığı paraların ancak ev masraflarına ve çocukların harcamalarına yettiğini belirten Argın, bu durumun kadınları güvencesiz bıraktığını ve onları eşlerine bağımlı hâle getirdiğini sözlerine ekledi.

Türkiye’de 1 milyonun üzerinde ev işçisi kadının güvencesiz çalıştığına dikkat çeken Argın, bu tablonun sorumlusunun devlet olduğunu ve öncelikle ev içi emeğin resmi bir iş olarak kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Bu süreçte kadınların örgütlenmesinin ve bilinçlenmesinin hayati önem taşıdığını belirten Argın, hak temelli bilinçlendirme çalışmalarına hız kesmeden devam edilmesi gerektiğini söyledi.

(Eİ/EMK)

Haberin tamamını Bianet üzerinde oku