Şi-Trump zirvesi öncesi ve sonrasına göz atıyorum. Küresel dinamiklerin yoğunlaştığı bu dönemde, bugünlerde yapılan analizleri dikkate alarak, stratejik realizm çerçevesinde bazı sorular soruyorum.
Avrupa’nın "liberal uluslararası düzen" savunusu, ABD’nin Trump yönetimi altındaki realist "America First" okumasından taviz mi?
Rusya ve Çin’in güç temelli iddiaları ile Küresel Güney’in de-dolarizasyon ve alternatif mekanizmalarla yöneldiği bir dünyada, Avrupa’nın yaklaşımı çare mi, yoksa beyhude bir arayış mı?
Bu tartışmayı bir süredir dile getirdiğim, "durum değişikliği" (strategic repositioning) paradigması üzerinden yapılandıracağım.
1. Trump yönetimi: Liberalizmden realist ulusal stratejiye dönüş
Trump’ın ikinci dönemi, liberal uluslararasıcılığı (kurallara dayalı düzen, çok taraflılık, değerler diplomasisi) "enstrümantal" ve "transactional" bir realist çerçeveye oturtuyor. "America First", dar ulusal çıkarlar (ticaret, teknoloji, enerji güvenliği) önceliğiyle hareket ediyor; müttefiklere (özellikle Avrupa’ya) yük paylaşımı dayatıyor, NATO’yu eleştiriyor ve Pasifik’e kayıyor. Şi ile zirvede kısa vadeli ticari taahhütler (tarım, Boeing) ve "yapıcı stratejik istikrar" arayışı öne çıkıyor; ancak derin rekabet (Tayvan, Güney Çin Denizi, aşırı kapasite) ve Avrupa’nın endişeleri kenara itiliyor.
Bu, liberalizmin ideolojik evrenselliğinden "güç dengesi ve ulusal dayanıklılığa" kayıştır. Polemolojik açıdan bakıldığında: Klasik zafer arayışı yerine hibrit baskı, ekonomik kaldıraç ve "durum değişikliği" ön planda. ABD, liberal kurumları terk etmiyor, ama onları kendi hegemonik avantajı için araçsallaştırıyor. Avrupa için bu, transatlantik bağımlılığın kırılganlığını açıkça gösteriyor; Trump Avrupa’yı "bedavacı" ("free-rider") olarak görüyor ve stratejik özerklik çağrılarını gerçekçi bulmuyor.
Benim askeri stratejik perspektifim şöyle: Bu dönüşüm, hibrit savaş laboratuvarlarında (Ukrayna, İran 2026) test edilen yeni nesil harp gerçekleriyle uyumlu. ABD’nin realist okumasını dikkate aldığımda, Avrupa’nın değer temelli liberalizmini "stratejik naiflik" olarak eleştiriyorum; çünkü Beşinci Nesil Savaş’ta ideolojik tutarlılık değil, adaptasyon ve güç projeksiyonu belirleyicidir.
2. Avrupa’nın liberal yaklaşımı: Realizmden taviz mi?
Bazı yeniyetme yazarların işaret ettikleri gibi, Avrupa, çok taraflılık, kurallara dayalı düzen ve kapsayıcı dile (Küresel Güney’e hitap ederek) sarılarak, Çin’le istikrar arıyor. Bu, liberal kurumları "demir" olarak koruma çabası. Ancak Trump’ın Avrupa’yı görmezden gelmesi ve Rusya/Çin’in realist hamleleri karşısında bu yaklaşım "taviz" niteliği taşıyor:
- Güç gerçeği: Rusya ve Çin, hibrit araçlarla (gri bölge, ekonomik savaş, gölge ekonomi, dezenformasyon, de-dolarizasyon vb.) küresel düzeni meydan okuyor. BRICS+ ve yerel para birimleri ile Küresel Güney, ABD hegemonyasına karşı "alternatif mekanizmalar" geliştiriyor. Avrupa’nın liberal değerleri (insan hakları, demokrasi ihracı) bu ortamda "yumuşak güç" olarak yetersiz kalıyor; çünkü rakipler "gerçeklik" (güç, egemenlik, pragmatik ortaklık) ile iddialı.
- Hibrit kutuplaşma: Beşinci nesil hibrit ve cephesiz savaşta ekonomik bağımlılık, bilişsel operasyonlar ve stratejik baskı hâkim. Böyle ortamlarda bazı yazarların önerdiği gibi Rusya/Ukrayna, İran, Tayvan’da kapsayıcı dil öne çıkmıyor. Avrupa’nın liberal angajmanı Çin’in "ortaklık" retoriğini taklit etse de yapısal zayıflıkları (enerji bağımlılığı kalıntıları, savunma yük paylaşımı eksikliği, iç siyasi bölünmeler) maskelemiyor. Bu, realizmden taviz: Güç dengesini kabul etmek yerine kurumsal normlara sığınma.
Sonuç açık: Evet, büyük ölçüde taviz. Avrupa’nın liberalizmi, post-liberal dünyada (Trump’ın realist ulusalcılığı ve otoriter güçlerin yükselişi) savunma pozisyonunda kalıyor. Bazı genç yazarların analizleri pragmatik görünse de, vurguladığım gibi, hibrit tehditlere karşı "politik uyanış" ve stratejik derinlik olmadan beyhude kalma riski yüksek.
3. Küresel Güney ve de-dolarizasyon: Liberalizm çare mi, beyhude mi?
Rusya ve Çin’in liderliğinde Küresel Güney, de-dolarizasyon (yerel para ticareti, BRICS ödeme sistemleri, altın rezervleri) ile ABD hegemonyasına meydan okuyor. Bu, liberal düzenin "evrensel" iddiasını eritiyor; çünkü Güney için öncelik egemenlik, kalkınma ve Batı’nın "değer dayatması"ndan kaçış.
- Avrupa’nın liberal yaklaşımı: Çok taraflılık ve kapsayıcı dil ile Küresel Güney’e ulaşmayı hedefliyor. Ancak bu, rakiplerin realist avantajlarını (Çin’in BRI’si, Rusya’nın enerji/hibrit etkisi) telafi etmiyor. Avrupa, değerler üzerinden konuşurken Çin/Rusya "kazançlı ortaklık" sunuyor.
- Polemolojik değerlendirme: Bu ortamda liberalizm "beyhude arayış" riski taşıyor. Beşinci Nesil Savaş’ta zafer yok, durum değişikliği var. Avrupa’nın liberalizmi, hibrit kutuplaşmada (ABD-Çin rekabeti ve çok kutupluluk) orta güçleri konsolide edemezse marjinalleşir. Çare, "stratejik realizm ve adaptasyon": Hibrit savunma kapasitesi, enerji/ekonomi dayanıklılığı, orta güç diplomasisi ve çeşitli ulusal uyanış politikaları.
Benim sunduğum çerçeve: Avrupa’nın liberal yaklaşımı, konformist yüzeyselliğin bir yansıması. Gerçekçi analiz (Clausewitz-Warden sentezi, hibrit gerçekler) şart. Orta güç aktörleri, jeopolitik imkanlarıyla ancak (mümkün mertebe) bağımsız stratejik rol oynayabilirler; liberal kurumlara körü körüne bağlılık yerine, güç dengesi ve adaptasyon öncelikli olmalılar.
Genel değerlendirme ve öneriler
Avrupa liberalizmi savunabilir, ama mevcut yoğun ortamda "gerçekçi sentez" olmadan hayatta kalması zor. Trump’ın realist okuması, Avrupa’yı zorluyor; Rusya-Çin ikilisi ise hibrit iddialarla Küresel Güney’i çekiyor. Liberal yaklaşım çare olabilirse o da "güçlendirilmiş realizm" ile: Değerleri araçsallaştırarak değil, hibrit tehditlere karşı dayanıklılık ve stratejik özerklikle.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
AvrupaliberalizmGürsel TokmakoğluGürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdı: "Trump realizmi, Rusya-Çin gerçekçiliği ve Küresel Güney dinamikleri ışığında bir polemolojik değerlendirme"Gürsel TokmakoğluSalı, Haziran 16, 2026 - 09:15Main image:TÜRKİYE'DEN SESLERType: newsSEO Title: Avrupa liberalizmi savunabilir mi? copyright Independentturkish:<p>Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD Başkanı Donald Trump'ı 15 Mayıs 2026'da Çin'in başkenti Pekin'deki Zhongnanhai Yerleşkesi'ne varışında karşıladı. Şi ve Trump, aynı gün Pekin'de özel bir görüşme gerçekleştirdi / Fotoğraf: Yan Yan-Xinhua</p>