Independent Türkçe
Independent Türkçe
1 saat önce

Türkiye'nin AB sürecini yeniden canlandırmak: Jeopolitik, yatırım ve kurumlar meselesi

Değerli Independent Türkçe okuyucuları,

Avrupa Birliği genişleme sürecinde yeni bir döneme giriyor. Ukrayna ve Moldova ile üyelik müzakerelerinde ilk aşamaya geçilmesi, Karadağ’ın üyeliğe giderek yaklaşması ve Balkanlar ile Doğu Avrupa’nın yeniden AB gündeminin merkezine taşınması, Türkiye açısından dikkatle okunması gereken gelişmelerdir.

Aynı dönemde Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun düşmesi ve ABD-İran hattında varılan anlaşmayla (ABD ve İran, 19 Haziran’da bir anlaşma imzalanacağı duyuruldu) enerji piyasalarında görece bir rahatlama beklentisinin doğması da küresel ekonominin yeniden istikrar arayışına girdiğini göstermektedir.

Böyle bir ortamda Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini yeniden canlandırması artık sadece diplomatik bir tercih değil; ekonomik kalkınma, yatırım çekme, kurumsal istikrar ve vatandaşların yaşam kalitesi açısından avantajları olan bir durumdur.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Türkiye uzun yıllardır Avrupa Birliği ile inişli çıkışlı bir ilişki yürütüyor. Bu ilişkinin sorunlu tarafları vardır. AB’nin Türkiye’ye her zaman adil davrandığını söylemek mümkün değildir.

Özellikle vize serbestisi konusunda yaşanan gecikmeler, Türk vatandaşlarının Schengen başvurularında karşılaştığı zorluklar, savunma sanayiinde zaman zaman uygulanan kısıtlamalar (hatta kimine göre gizli yaptırımlar) ve göç yükünün çok büyük ölçüde Türkiye’nin omuzlarına bırakılması, Ankara’da haklı rahatsızlıklar yaratmaktadır.

Sırbistan gibi AB üyesi olmayan bazı ülkelerin vatandaşları Avrupa’ya vizesiz seyahat edebilirken, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hâlâ randevu bulma, belge toplama ve yüksek maliyetlerle karşılaşma süreçlerine mahkûm edilmesi, Avrupa’nın Türkiye’ye yaklaşımındaki haksızlığın en somut göstergelerinden biridir.

Fakat bütün bu eleştirilere rağmen şu gerçeği de görmek gerekir: Türkiye’nin AB sürecini yeniden canlandırması kendi vatandaşlarının çıkarınadır. Bu mesele sadece Brüksel’in Türkiye’ye nasıl baktığı meselesi değildir. Türkiye’nin kendi kurumlarını, hukuk sistemini, yatırım ortamını, kamu hizmetlerini, ekonomik öngörülebilirliğini ve uluslararası itibarını yeniden güçlendirme meselesidir.

AB süreci, bütün eksiklerine rağmen, Türkiye için bir mihenk taşı, bir çıpa işlevi görebilir. Bu çıpa, yatırımcıya güven veren kurumların, kurallara dayalı piyasa düzeninin, bağımsız düzenleyici mekanizmaların, şeffaf kamu yönetiminin, ekonomik öngörülebilirliğin ve genel hukuk sisteminin güçlenmesine katkı sağlayabilir.

Son dönemde yaşanan bazı yatırım gelişmeleri bu ihtiyacı daha görünür hâle getirmiştir. Çinli elektrikli araç devi BYD’nin Türkiye’de Manisa’da yapması beklenen büyük yatırımın askıya alınması, buna karşılık Macaristan’daki üretim tesisine öncelik verilmesi, Türkiye açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir uyarıdır.

BYD’nin açılımı “Build Your Dreams” olarak bilinir. Ancak Türkiye’de yatırım beklentisi yükseltilmişken somut adımın gecikmesi, bazı çevrelerde bu ifadeyi acı bir ironiyle “Buy Your Disappointment” şeklinde yorumlatacak bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Türkiye’de elektrikli araç piyasası büyürken ve BYD araçları önemli satış rakamlarına ulaşırken, üretim yatırımında AB üyesi Macaristan’ın önceliklendirilmesi tesadüf değildir.

Benzer şekilde Türk sanayi şirketlerinin dahi Romanya gibi AB üyesi ülkelere yatırım yapması, Avrupa Birliği üyeliğinin yatırım kararlarında ne kadar belirleyici olabildiğini göstermektedir. Otokar’ın Romanya’da savunma sanayi alanında üretim kapasitesini güçlendirmesi, sadece şirket stratejisi kadar, Türkiye’nin Avrupa ekonomik alanıyla ilişkisi açısından da anlamlıdır.

Romanya’nın AB üyesi olması, Avrupa savunma tedarik zincirlerine erişim, kamu alımları, finansman imkânları ve hukuki öngörülebilirlik bakımından avantaj sağlamaktadır. Aynı durum otomotiv ve yan sanayi yatırımlarında da görülmektedir. Ford Otosan gibi şirketlerin Avrupa pazarlarına yakınlık, düzenleyici uyum ve tedarik zinciri avantajlarını dikkate alması doğaldır.

Bu noktada Türkiye’nin kendisine sorması gereken soru şudur:

Aynı coğrafyada, aynı bölgesel riskler içinde yer alan ülkeler neden farklı yatırım kararları çekebiliyor?

Neden bazı ülkeler daha öngörülebilir, daha güvenli ve ekonomik açıdan daha cazip görülürken Türkiye potansiyeline rağmen zaman zaman beklenen yatırımları alamıyor?

Cevap yalnızca coğrafyada, nüfusta, küresel pazarda veya iş gücü maliyetlerinde değildir. Cevap büyük ölçüde kurumların kalitesindedir.

Daron Acemoğlu, Simon Johnson ve James A. Robinson’a 2024 Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazandıran çalışmaların temel vurgusu da budur. Coğrafya kader olmak zorunda değildir. Benzer coğrafyalarda, benzer tarihsel ve bölgesel koşullarda bulunan ülkelerin kalkınma performansları arasında büyük farklar oluşabilir.

Bu farkı belirleyen en önemli unsurlardan biri, kuralların niteliği ve kurumların kapsayıcı olup olmamasıdır. Hukukun üstünlüğü ve kurallara dayalı bir sistemin güçlü olması, özel mülkiyet haklarının güvence altında olması, şeffaf kamu yönetimi, bağımsız yargı, liyakat, öngörülebilir düzenleyici çerçeveler, AB standartları gibi uluslararası standartlara uyum ve hesap verebilirlik, yatırımcı açısından da vatandaş açısından da güven ve yaşam kalitesini artıran unsurlardır.

Bu bağlamda, öngörülebilir ekonomi ve ülkedeki yaşam kalitesi bakımından, geleceğe umutla bakabilmek açısından kurumların kalitesi çok belirleyicidir.

Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin AB üyelik süreçleri bu açıdan önemli dersler sunmaktadır. Polonya, Çekya, Romanya ve Baltık ülkeleri elbette kusursuz örnekler değildir. Her birinin kendi siyasi sorunları, demokratik gerilimleri ve kurumsal eksikleri vardır. Ancak AB üyeliği ve üyelik öncesi reform süreçleri, bu ülkelerde altyapı yatırımlarının, kamu yönetimi kapasitesinin, hukuk uyumunun, piyasaya erişimin, vatandaşlık haklarının ve yabancı yatırım çekme kabiliyetinin güçlenmesine ciddi katkılar sağlamıştır.

Romanya bugün hâlâ birçok alanda sorunlar yaşayan bir ülke olabilir; fakat AB üyeliği sayesinde yatırımcılar açısından öngörülebilir bir çerçevenin parçasıdır. Türkiye’nin de esas ihtiyacı budur: potansiyelini kurumsal güvenle desteklemek.

Türkiye Avrupa’dan koparak daha bağımsız ve güçlü olmaz. Aksine, Avrupa Birliği ile daha dengeli, daha saygılı ve daha stratejik bir ilişki kurarak daha güçlü olur. Bu, Türkiye’nin egemenliğinden taviz vermesi anlamına gelmez. Tam tersine, kaliteli kurumlar ve güçlü kurallar egemenliği ve vatandaşlık haklarını pekiştirir. Çünkü ekonomik kırılganlığı azaltan, ülkeye uzun vadeli yatırım çeken, vatandaşların refahını artıran ve dış politikada manevra alanı sağlayan şey kurumsal kapasitedir.

Brexit oylaması sonucu egemenliğini korumak adına AB’den ayrılan Birleşik Krallık’ta (İngiltere’de) yaşam standartlarının arttığı söylenemez. AB üyesi Polonya'nın alım gücüyle hesaplanan kişi başı gelir düzeyi neredeyse İngiltere’yi yakalamış durumdadır. Dolayısıyla enflasyonla mücadele, hukuk, ulusal ve bölgesel güvenlik, öngörülebilir ekonomi yönetimi ve kamu hizmetlerinin kalitesi, dış politika kapasitesini de belirler.

AB’nin de Türkiye’ye yaklaşımını gözden geçirmesi gerekir. Türkiye yalnızca göç yönetiminde ihtiyaç duyulan bir komşu, savunma teknolojilerinden faydalanılacak bir ortak veya kriz dönemlerinde hatırlanan bir NATO müttefiki olarak görülemez. Türkiye, Avrupa güvenliği, enerji yolları, Orta Koridor, Karadeniz, Doğu Akdeniz, Kafkasya ve Orta Asya bağlantıları bakımından merkezî bir ülkedir.

Avrupa Türkiye’ye daha adil, daha kapsayıcı ve daha stratejik yaklaşmak zorundadır. Avrupa’nın haksızlıklarını eleştirmek doğru olabilir; ancak bu eleştiri Türkiye’nin kendi kurumsal reform ve normlara dayalı kurallara önem verme ihtiyacını ertelemesinin gerekçesi olmamalıdır.

Bugün yapılması gereken şey açıktır. Türkiye, AB sürecini ve üyelik müzakerelerini canlandırmaya gayret etmelidir. AB-Türkiye işbirliği; yatırım, hukuk, teknoloji, yeşil dönüşüm, Gümrük Birliği modernizasyonu, vize kolaylığı, eğitim, savunma sanayi ve enerji işbirliği başlıkları başta olmak üzere yeniden canlandırılmalıdır.

Bu süreç, Türkiye ekonomisine daha fazla ve daha kaliteli yatırım gelmesi için gereklidir. Daha önemlisi, Türk vatandaşlarının daha müreffeh, daha güvenli ve daha kaliteli bir yaşam sürmesi için gereklidir.

Artık ne yapılması gerektiği yeterince yazıldı, söylendi ve tartışıldı. Ben de bu konuda çok yazdım. Bundan sonrası karar vericilerin ve uygulayıcıların iradesine bağlıdır. Türkiye’nin potansiyeli büyüktür; ancak potansiyel tek başına kalkınma ve sanayi üretmez.

Potansiyeli refaha dönüştüren şey güven veren kurumlar, öngörülebilir kurallar, adil kamu yönetimi ve dünyayla sağlıklı entegrasyondur. Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecini yeniden canlandırması bu geleceğe dönük stratejik bir hedef ise, bu hedefe uygun şekilde gayret edilmelidir.

 

 

Kaynaklar ve bağlantılar:

1. European Council / European Commission, “Statement by President Costa and President von der Leyen on the agreement to open the first accession negotiation cluster with Ukraine and Moldova”, 12 June 2026. [https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2026/06/12/statement-by-president-von-der-leyen-and-president-costa-on-the-agreement-to-open-the-first-accession-negotiation-cluster-with-ukraine-and-moldova/](https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2026/06/12/statement-by-president-von-der-leyen-and-president-costa-on-the-agreement-to-open-the-first-accession-negotiation-cluster-with-ukraine-and-moldova/)
2. Reuters, “EU envoys agree to first phase of membership talks for Ukraine and Moldova”, 12 June 2026. [https://www.reuters.com/world/eu-envoys-greenlight-first-phase-membership-talks-ukraine-moldova-2026-06-12/](https://www.reuters.com/world/eu-envoys-greenlight-first-phase-membership-talks-ukraine-moldova-2026-06-12/)
3. Reuters, “BYD Hungary plant to start production in late 2026, executive says”, 9 June 2026. [https://www.reuters.com/business/retail-consumer/byd-hungary-plant-start-production-late-2026-executive-says-2026-06-09/](https://www.reuters.com/business/retail-consumer/byd-hungary-plant-start-production-late-2026-executive-says-2026-06-09/)
4. Reuters, “Iran, US agree to halt war and reopen Hormuz, sending oil prices tumbling”, 15 June 2026. [https://www.reuters.com/world/asia-pacific/iran-us-agree-halt-war-reopen-hormuz-sending-oil-prices-tumbling-2026-06-15/](https://www.reuters.com/world/asia-pacific/iran-us-agree-halt-war-reopen-hormuz-sending-oil-prices-tumbling-2026-06-15/)
5. Otokar, “Otokar Strengthens Its Commitment to Romania, Signs Acquisition Agreement”, 29 April 2026. [https://www.otokar.com.tr/news/daily-news/otokar-strengthens-its-commitment-to-romania-signs-acquisition-agreement](https://www.otokar.com.tr/news/daily-news/otokar-strengthens-its-commitment-to-romania-signs-acquisition-agreement)
6. Nobel Prize, “The Sveriges Riksbank Prize in Economic Sciences in Memory of Alfred Nobel 2024”, 2024. [https://www.nobelprize.org/prizes/economic-sciences/2024/summary/](https://www.nobelprize.org/prizes/economic-sciences/2024/summary/)
7. Le Monde, “How privatizing visa processing has benefited VFS Global, from charged optional services to allegations of corruption”, 28 May 2026. [https://www.lemonde.fr/en/les-decodeurs/article/2026/05/28/how-privatizing-visa-processing-has-benefited-vfs-global-from-charged-optional-services-to-allegations-of-corruption_6753918_8.html](https://www.lemonde.fr/en/les-decodeurs/article/2026/05/28/how-privatizing-visa-processing-has-benefited-vfs-global-from-charged-optional-services-to-allegations-of-corruption_6753918_8.html)
8. Daily Sabah, “Top tourism body says Turkish applicants 'shut out' of Schengen system”, 29 May 2026. [https://www.dailysabah.com/business/economy/top-tourism-body-says-turkish-applicants-shut-out-of-schengen-system](https://www.dailysabah.com/business/economy/top-tourism-body-says-turkish-applicants-shut-out-of-schengen-system)

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

TürkiyeABDoç. Dr. Ali Oğuz DiriözDoç. Dr. Ali Oğuz Diriöz Independent Türkçe için yazdıDoç. Dr. Ali Oğuz DiriözSalı, Haziran 16, 2026 - 10:45Main image: 

<p>Fotoğraf: AA</p>

TÜRKİYE'DEN SESLERrelated nodes:  BYD hayal kırıklığı: BYD'nin Manisa yatırımı neden askıya alındı? Türkiye için 3 dersTürkiye'nin Milli Teknoloji Hamlesi küresel ölçek gerektirir: Hindistan'ın yapay zeka stratejisi örneğiKaradağ'ın AB yolculuğu ve Türkiye'ye yönelik çifte standart sorunuType: newsSEO Title: Türkiye'nin AB sürecini yeniden canlandırmak: Jeopolitik, yatırım ve kurumlar meselesicopyright Independentturkish: 
Haberin tamamını Independent Türkçe üzerinde oku