Agos
Agos
2 saat önce

Ermenistan'ı şimdi ne bekliyor?

Nikol Paşinyan, seçimlerde yüzde 50’ye yakın bir oy alarak seçimin galibi oldu. Paşinyan’ın zaferi ile birlikte Ermeni halkı Avrupa Birliği ile yakınlaşma, Azerbaycan ile barış ve Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirme mesajını da bir kere daha yinelemiş oldu. AGİT demokratik kurumlar ve insan hakları ofisi gözetmenlerinin aktardıklarına göre “ufak pürüzler olmasına rağmen genel olarak seçim profesyonelce yönetildi ve şeffaflık ilkesine sadık kalınarak gerçekleşti.” 

Önümüzdeki dört yıl boyunca hareketli olaylara şahit olacağımızı söyleyebiliriz. Öncelikle Ermenistan’ı bekleyen tehlikelerden, ardından ise hem bölgede hem de Ermenistan bazında gerçekleşecek olumlu gelişmelere bakmakta fayda var. 

Rusya ile olası sorunlar

Ermenistan bağımsızlığını kazandığından bu yana Rusya ile sıkı ilişkilere sahip. Bu ilişkiler hem askeri hem de ekonomik alanda Ermenistan’ın geleceğini şekillendiriyordu. Paşinyan yönetimindeki Ermenistan hem askeri hem de ekonomik bağlamda yeni partnerler aramaya başladı ve Avrupa Birliği bu dönemde önemli partnerlerden biri olarak öne çıkıyor. Her ne kadar Ermenistan yönünü Rusya’dan Avrupa’ya çevirmeye çalışsa da ekonomik bağlantılar bunun gerçekleşmesini zorluyor. Ermenistan ithalatının yüzde 55’ini Rusya’dan yapıyor ve Rus girişimcilerin ülkeye getirdiği yatırımlar Ermenistan için önem taşıyor. Rusya, Ermeni tarım üreticileri için bir numaralı pazar olmaya devam ediyor ve bu da Rusya için önemli bir koz. Rusya zaman zaman yaptığı gibi Ermenistan’dan gelen tarım ürünleri kısıtlamaya veya yasaklama yoluna gidebilir. Tarım ürünlerinin hedef alınması stratejik bir karar. Çünkü sınırda bekletilen ürünler zaman içerisinde bozulmaya başlıyor ve böylece bu ürünlerin başka ülkelere olası ihracatının da önüne geçiliyor. 

Ermenistan için daha önce hiç uygulanmamış olmasına rağmen Ermeni yetkililerin dikkate alması gereken bir konu daha var: Bu da Rusya’nın elinde bulunan büyük turizm gücü. Verilere göre yaz ayları Ermenistan turizmi için en önemli ve ülkeye gelen turistlerin yüzde 41'i Rusya vatandaşı. Rusya tarafından uygulanan olası bir turizm kısıtlaması, Ermenistan turizmine ve ekonomisine büyük etki edecektir. Bu kısıtlama daha önceden Türkiye’ye uygulanmıştı.

Ekonomik sıkıntıların yanı sıra Ermenistan önümüzdeki dört yıl boyunca muhtemelen Rusya ile siyasi anlaşmazlıklar da yaşayacak ve sonuç Ermenistan’ın bu sorunlara ne kadar hazırlıklı olduğuna göre değişecektir.

Ermenistan ve Avrupa Birliği

Rusya ile gerilen ilişkiler ve Paşinyan’ın Ermenistan’ı Batı yönüne çevirme isteği doğrultusunda Avrupa Birliği ile Ermenistan arasında daha sıkı ilişkilerin kurulması çok mümkün. Her ne kadar Ermenistan Avrupa Ekonomik Alanı’na kısa vadede dahil olamasa da AB destekli projeler sayesinde Ermeni üreticiler ürünlerini Avrupa standardına yükseltecek ve Rus pazarının yarattığı boşluğu yakın bir gelecekte Avrupa pazarı alacaktır. Öte yandan Ermenistan vatandaşlarının yakın gelecekte Avrupa’ya vizesiz seyahat hakkı kazanması ve Gürcistan’ın uzun süredir AB ile sağladığı avantajların benzerini Ermenistan’ın da kullanacağı öngörülüyor. İlerleyen dönemde Avrupa Birliği'ne üye olmak için referandum yapılması olası. Bu referandum gerçekleşirse ve Ermenistan vatandaşları AB üyesi olma isteklerini referandumda gösterirlerse, Paşinyan hükümeti AB’ye resmi olarak başvuru sürecini başlatmak durumunda kalacaktır.

AB adaylığı süreci Rusya ile ilişkilerin büyük ölçüde kopmasına ve Ermenistan’ın Avrasya Ekonomik Birliği'nden (AEB) ve Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütün’den (KGAÖ) de ayrılmasına sebebiyet verebilir. Her ne kadar Paşinyan KGAÖ’den ayrılmak istese de AEB’den uygun partnerler bulmadan ayrılmak Ermenistan için büyük sorunlara yol açabilir. Ermenistan’ın AB adaylık başvurusu yaptığı senaryoda AEB’den çıkılması gerekir ki bu da ülkedeki ürünlerin fiyatlarının artması anlamına gelir. Öte yandan Avrupa Ekonomik Alanı'na katılmak daha büyük bir pazar payı bulundurduğundan uzun vadede kazanç kaybın üstüne çıkacaktır. AB ile koordineli olmak demek ekonomik alanda büyüme ve ülkedeki kurumların reformlar geçirip daha demokratik ve AB ekosistemine adapte bir şekilde işlemesi anlamına gelir.

Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan gelişmeleri

Seçimlerin en sıcak konusu şüphesiz Türkiye ve Azerbaycan'dı. Paşinyan seçim boyunca barış vaat ederken muhalefet partileri seçim kampanyanlarını, Paşinyan’ın barışının aslında Azerbaycan için birer saldırı aracı olacağını ve Azerbaycanlıların Ermenistan’a göç edeceği üzerinden kurmuştu. Ermeni halkının Paşinyan’dan barış yönündeki beklentileri yüksek. Bu dönemde Türkiye ile normalleşme kısa dönemde mümkün gözükürken Azerbaycan ile barış imzalanması daha uzak bir gelecekte mümkün olacak gibi.

Ermenistan-Türkiye sınırının iki tarafında da gerçekleşen altyapı projelerin gerçekleşmesi, Kars’taki Ermeni ve Türk iş insanlarının buluşmaları gibi olumlu gelişmeler sınırın yakın bir tarihte açılacağına olan inancı güçlendiriyor. Bu kadar iyi gelişmeler yaşanırken neden sınır hâlâ açılmış değil sorusuna kısaca cevap vermek gerek. Öncelikle, Türkiye-Ermenistan sınırı 30 yılı aşkın süredir kapalı ve yılların getirmiş olduğu altyapı sorunları ve bürokratik işlemlerin yanı sıra halkların da birbirinden kopuk yaşantıları sınırın açılmasındaki engellerden birkaçı. Uzun süre kapalı kalan sınırlar aniden açılmaz ve açılması faydadan çok zarar dahi getirir, o yüzden bu tür önemli projeler üzerinde incelikle çalışılmalı ve yavaş yavaş projeler gerçekliğe dönüştürülmeli. Sahada görünen altyapı ve bürokratik sorunların büyük bir kısmının çözüme ulaştığı, geriye siyasi adımların kaldığı.

Siyasi adımlar da ülkelerin geleceğini belirlerler, tıpkı Ermenistan seçimlerinin ülkenin geleceğe doğru emin adımlarla yürüyeceğini belirttiği gibi. İnsan ilişkilerinde olduğu gibi ülke ilişkilerinde de tek bir tarafın adım atması maalesef sorunların çözülmesi için yeterli değil. Ermenistan 2020'den bu yana ve 7 Haziran seçimiyle birlikte Türkiye’ye ve Azerbaycan ile olan sorunlarını çözmek için adım attığını iki ülkeye bir kez daha gösterdi. Şimdi sırada Türkiye ve Azerbaycan’ın siyasi iradelerini ortaya koyup sorunları çözmekte. Şu da unutulmamalı ki bölgede çok fazla sorun var ve bunların hepsinin çözümünün dört yıl gibi kısa sürede olmasını beklemek naiflik olur.

Türkiye’nin Azerbaycan ile olan sıkı bağı, Ermenistan sınırının açılmasında da etkili oluyor.  Türkiye, Ermenistan ile olan sınırını 1993'te Ermenistan’ın Azerbaycan’ın Kelbajar bölgesini ele geçirmesinin ardından Azerbaycan’a destek amacıyla kapatmıştı. Günümüzde ise Türkiye, Azerbaycan’ın onayı olmadan ekstra adım atmaktan çekiniyor. Bunun iki temel sebebi var. İlki, Türk yetkililerin Türkiye’nin sınır açılımına Ermenistan kadar ihtiyaç ve aciliyet duymadığı düşüncesi, ikincisi ise bölgede Azerbaycan’ın çıkarının gözetilmesiyle birlikte hem Türkiye’nin hem de Azerbaycan’ın elinde kozu kaybetmeme isteği. Savaş galibi olan Azerbaycan elindeki gücü kaybetmeden Ermenistan'yfı olabildiğince tavizler almayı amaçlıyor. Ermenistan'ın anayasasını değiştirmesini istemesi buna bir örnek olabilir. Bu tavır sadece Azerbaycan’a özgü değil, realist görüşe göre güçlü olan tüm ülkeler bu tip tavır sergiler ve gelecekte de sergilemeye devam edeceklerdir. İlham Aliyev’in Ermenistan anayasası değişikliği talebi her defasında haklı olarak Ermenistan’da öfkeye sebep oluyor. Barış yolunda atılacak adımlar yıkıcı olmamalı aksine yapıcı olmalı. Tam da bu nedenle Aliyev’in zaman zaman anayasa çıkışı barış sürecini zedeliyor. Aliyev’in bunu yapma nedeni tam olarak net değil, belki de gerçek bir barışı arzulamıyordur, bunun cevabını Aliyev dışında birisinin verebileceğinden şüpheliyim. Durum her ne olursa olsun şu net ki, ülkelere dışarıdan müdahaleler her daim öfke ve şüpheyle karşılaşır, Ermeni halkının Aliyev’e olan tepkisi barış karşıtlığı olarak değil tam tersine Ermenistan’ın iç işlerine karıştığı için verilen tepki olarak algılanmalı.

Öte yandan, bölgeye barışın gelebilmesi için Türkiye’nin aktif rol oynaması önemli. Eğer Türkiye, Azerbaycan’ın onayına dayalı dış politika yürütmeye devam ederse hem kendi kazanımlardan yoksun kalır hem de Rusya’nın bölgedeki egemenliğine devam etmesine müsaade etmiş olur. Ülke liderleri kendi ve bölgesel sorunları çözmeyi hedefleseler dahi süper güç ve bölgesel güç olan ülkelerin çıkarlarını hesap etmeden yapılan stratejiler başarısız olmaya mahkumdur.

Haberin tamamını Agos üzerinde oku