Birgün
Birgün
3 saat önce

Bir tıkla başlayan bağımlılık tuzağı

"Başlangıçta kontrol edebildiğimi düşünüyordum. Ancak zamanla hayatımın merkezine yerleşti. Benden yalnızca parayı değil, huzurumu, güven duygumu ve sevdiklerimle kurduğum sağlıklı ilişkileri de aldı…’’ Kumar bağımlılığıyla mücadele eden Ömer A.’nın bu sözleri, özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşan sanal bahis ve kumarın yarattığı tahribatı gözler önüne seriyor. 

Cep telefonları üzerinden saniyeler içinde erişilebilen bahis platformları, ekonomik kaygılar ve kısa yoldan para kazanma arayışıyla gençleri görünmez bir bağımlılık ağına sürüklüyor. 

Psikiyatrist ve psikologlar, Türkiye’de en hızlı yayılan bağımlılık türlerinden biri haline gelen sanal kumarın, dijital çağın büyüyen halk sağlığı sorunlarından biri olduğuna dikkat çekti.  

Yeşilay’ın ‘‘2025 Türkiye Kumar Raporu’’na göre, ülkede 15 yaş üzerindeki yaklaşık 6,8 milyon kişi hayatında en az bir kez kumar oynadı. Kumarla tanışanların yüzde 71,2’si ilk deneyimini 15-24 yaş arasında yaşadı. İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) 2025 tarihli araştırmasına göre ülkede sanal kumar oynayanların oranı yüzde 10,4’e yükseldi, pazar hacmi 985,5 milyon dolara ulaştı. 

HUZURUMU DA ÇALDI

Kumar bağımlılığıyla mücadele eden Ömer A. yaşadıklarını ‘‘Uzun yıllar iş hayatının içinde olan, ailesi ve sosyal çevresi bulunan biriydim. Başlangıçta bunun kontrol edebildiğim, zaman zaman yapılan bir aktivite olduğunu düşünüyordum. Ancak süreç ilerledikçe fark etmeden hayatımın merkezine yerleşmeye başladı. Geriye dönüp baktığımda, benden paranın yanı sıra huzuru, güven duygusunu ve sevdiklerimle kurduğum sağlıklı ilişkiyi aldığını söyleyebilirim. Bağımlılık ilerledikçe insan yalnızlaşıyor, yaşadıklarını gizlemeye çalışıyor ve hayatının doğal akışından uzaklaşıyor. Benim için de en ağır tarafı buydu’’ sözleriyle özetledi.  

Yaklaşık üç buçuk yıldır kumardan uzak bir yaşam sürdüğünü söyleyen Ömer A., yardım istemenin zayıflık değil, iyileşmenin en önemli adımlarından biri olduğunu anlattı ve ekledi: ‘‘Bugün geriye dönüp baktığımda, kimsenin ‘Ben bağımlı olacağım’ düşüncesiyle bu sürece başlamadığını görüyorum. Ailelere en önemli önerim, yargılamak yerine anlamaya çalışmaları olur. Çünkü bağımlılık yaşayan birçok kişi zaten yoğun bir suçluluk ve utanç duygusuyla mücadele ediyor. Bazen eleştirilmekten çok, güvenli bir şekilde konuşabilecek bir alan bulmaya ihtiyaç duyuyorlar. Bağımlılık süreci ekonomik olarak da zorlayıcı oluyor. Bu dönemde maddi anlamda ciddi zorluklar yaşadım. Ancak yaşadığım süreç bana en büyük kaybın sadece para olmadığını gösterdi. Bir başka dikkat çekici nokta da şu; oynamaya devam ederken çoğu zaman kumara harcadığımız parayı sorgulamazken, konu destek almaya ya da tedaviye geldiğinde bunun maliyeti gözümüzde büyüyebiliyor. Yardım arayışını ertelemek, hem maddi hem de manevi kayıpların daha da artmasına neden olabiliyor. İyileşme sürecinde şunu gördüm: Kayıpları bir an önce telafi etmeye çalışmak çoğu zaman kişiyi yeniden aynı döngünün içine çekebiliyor. Bu yüzden önceliğin maddi kayıpları kapatmak değil, iyileşmeye odaklanmak olduğuna inanıyorum. İnsan iyileştikçe, hayatını ve ilişkilerini yeniden kurma şansı da buluyor. Kumar bağımlılığı bir irade zayıflığı ya da karakter sorunu değil, destek ve tedavi gerektiren bir sağlık sorunudur. Yardım istemekten çekinmemek, iyileşme yolunda atılabilecek en önemli adımlardan biridir.’’ 

*** 

GENÇLER HEDEFTE

Psikiyatrist Prof. Dr. Kültegin Ögel, sanal kumarın Türkiye’de en hızlı yayılan bağımlılık türlerinden biri haline geldiğini söyledi.

Cep telefonları ve dijital platformlar aracılığıyla günün her saatinde erişilebilen sanal bahis sistemlerinin özellikle gençleri hedef aldığını belirten Ögel, ekonomik kaygılar ve kısa yoldan para kazanma isteğinin bu süreci hızlandırdığını söyledi.

Sanal bahis sitelerinin kullanıcıları sisteme bağlamak için çeşitli yöntemler kullandığını anlatan Ögel ‘‘Bir kez kazanan kişi kaybetmeye başladığında da oyunun içinde kalmaya devam ediyor. Çünkü kayıplarını geri kazanabileceğine inanıyor. Asıl tuzak burada başlıyor’’ dedi. Ailelerin çocuklarda ortaya çıkan davranış değişikliklerini dikkatle izlemesi gerektiğini söyleyen Ögel, harcama alışkanlıklarındaki ani değişimler, sosyal çevreden uzaklaşma, okul başarısındaki düşüş ve dijital cihazlarla geçirilen sürenin artmasının önemli işaretler arasında yer aldığını kaydetti. 

Haberin tamamını Birgün üzerinde oku